2/10
·55 syf.··
2026 13. kitabı
Hani ayıptır söylemesi o kadar belli ki Diyanet'in elinden çıktığı. Herhangi bir tr kız çocuğunun 8 yaşında düşündüğü şeyleri birleştirip kitap yapmışlar alın okuyun demişler yani. Derste elimize verdiler ve dediler ki son derste özeti hazır olsun. Daha kötü bir kitap seçilemezdi gerçekten yarısında sayfa atladım heryerde aynı şeyi anlatıyor diyerek. Burda puanlayan kişi sayısını görünce ayrı şaşırdım bence daha bilinmedik bir kitap bulabilirlerdi arasalardı .Neyse performanstan 100 aldım yani bir işe yaradı kitap o yüzden sıfır vermeyeceğim
Gençlik Sorunları ve İntiharŞenol Korkut · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 200885 okunma
Üç Başı Mamur Bir Ankara Romanı: Ankara! Mon Amour
Puan vermedi·167 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 23:26
Bu yazıya kadar, hakkında yazdığım kitaplar, özellikle de romanlar, hep gelip beni bulmuşlardı. Karşıma çıkmakla kalmayıp bir şekilde beni etkileyen bu kitaplar henüz bitmeden, zihnimde tahlil cümleleri dolaşıma giriverir, haliyle de dayanamayıp o eserler hakkındaki analizlerimi satırlara dökmek zorunda kalırdım. Dergimizin bu sayıdaki ana temasının ‘Ankara’da Edebiyat’ olacağı kararlaştırıldığında bir kere daha bana kitap analizi düştü. Böylece ilk defa bir roman hakkında yazmak için bizzat arayış içine girmiş oldum. Elbette Ankara’mız, edebiyat dünyamızda hatırı sayılır bir alan işgal ediyor ancak roman söz konusu olduğunda bu alan bir hayli daralıyor. Konusu bütünüyle ya da büyük oranda Ankara olan roman sayısı ne yazık ki bir elin parmaklarını geçmiyor. Ankara ile alakalı roman söz konusu olduğunda, edebiyata ilgisi biraz yoğun olan birçok kimsenin olduğu gibi benim de aklıma ilk gelen Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ‘Ankara’sı oldu. Lakin bu roman, hakkında ziyadesiyle yazılan, birçok analize konu olan eserlerden biriydi. Ayrıca, İbrahim Eryiğit Hocamız, bu sayı için hazırladığı ve önceden vâkıf olduğum hayli zengin içerikli yazısında, söz konusu kitapla ilgili de kısa ama tatmin edici bilgilere yer veriyordu. Ve ilk seçenek böylece elendi. Bir de ‘Yaşanmayanların Romanı’ vardı tabii. Muhammed Ali Koçak ile tanışmama ve dergimizin yazarlarından biri olmasına vesile olan bu roman hem neredeyse bütünüyle Ankara’da geçiyor hem de Ankara’nın kadim tarihine dair birçok bilgi içeriyordu. Lakin onun hakkında da yakın zamanda web sayfamız ve e-dergimizde bir analiz yayınlamıştım. Araştırmamı sürdürürken nihayet istediğim özelliklere sahip romanı yakaladım. Hem adı hem de hikâyesi Ankaralıydı. Başta da ifade etmeye çalıştığım gibi bu sefer kitabı ben arayıp bulmuştum;
Ankara, Mon Amour!Şükran Yiğit · İletişim Yayınları · 20221,639 okunma
Reklam
Çocuklara Şarkılar
7/10
·40 syf.·
2026 88. kitabı
|İNCELEME| kitaphaber.com.tr / 01.06.2026/Ayşe Can:Federico García Lorca ve ❝Çocuklara Şarkılar❞ Çocuklara Şarkılar, sadece çocuklar için yazılmış şiirlerden oluşmuyor, okuyucuya Lorca'nın çocukluk fikrine nasıl yaklaştığını da gösteriyor. Şair, şiirlerinde çocuklara yukarıdan bakmak yerine çocukluğu hayatın merkezine yerleştiriyor. Bu yüzden şiirlerinde hem oyun hem neşe hem de hüzün aynı anda varlığını sürdürüyor. Ayşe Can Çocuklara Şarkılar Federico Garcia Lorca
1000Kitap
Çocuklara ŞarkılarFederico Garcia Lorca · Kırmızı Kedi Çocuk Yayınevi · 20262 okunma
Çocuktaki Bahçe
8/10
·216 syf.·
2026 80. kitabı
|İNCELEME| kitaphaber.com.tr / 25.05.2026/Ayşe Can:Kelimelerin Arasındaki Gizli Bahçe Feyyaz Kayacan'ın Çocuktaki Bahçe adlı romanı, Türk edebiyatında kendine özgü bir yerde durur. Daha ilk sayfalarından itibaren okuru alışılmış anlatı kalıplarının dışına çağırır. Bu davet, yalnızca biçimsel bir yenilik arayışı değildir. Aynı zamanda insanın iç dünyasına, çocuklukla yetişkinlik arasındaki o kırılgan eşiğe doğru derin bir yolculuktur. Kayacan'ın dili, ilk bakışta kapalı hatta zaman zaman zorlayıcıdır. Ama bu kapalılık, okuru dışarıda bırakmaz aksine metnin içine doğru çeker. Metnin esas gücü de burada yatar. Okur, anlamı hazır bulmaz, onu metinle birlikte kurar. Yazarı çağdaşlarından ayıran en temel özellik ise dili bir araç olarak değil, bizzat anlatının öznesi olarak kurgulamasıdır. Çocuktaki Bahçe' de bu yaklaşımı oldukça açık bir şekilde görürüz. Ayşe Can Çocuktaki Bahçe Feyyaz Kayacan
Edebiyat
Çocuktaki BahçeFeyyaz Kayacan · Kırmızı Kedi Yayınevi · 094 okunma
10/10
·102 syf.··
2026 31. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 18:21
Aimé Césaire is a Martinican poet and a politician whose express himself in French with Negro characteristics. He does things with words beyond my imagination. A true preacher of Black people. Very strong and decisive. We as Kurds, have a lot to learn from Black struggle. A colonized land means colonized minds also. We have to decolonize our minds first. We have to stop the alienation. A must read. This was freaking hard to read man. Should've gone with the tr translation but I just didn't want to. Just a reminder to myself: never EVER read books in translation if it's not originally English written...
1000Kitap
Discourse on ColonialismAime Cesaire · Monthly Review Press · 200041 okunma
Hûrgilî 1
Puan vermedi·184 syf.··
Beğendi
·
2026 83. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 10:05
"min hest pê kir ku trên dê her tim wek alaveke biyanî û bidestneketî bo me bimîne" (170). Weşanxaneya ciwan Pall Weşan, ji roja ewil ta îro karekî pak û paqij kiriye, gelek berhemên bi qîmet çap kiriye. Li gel çîrok, roman, helbest, rojnivîsk û teoriyê îcar dest bi çapkirina xebatên kolektîf kiriye, di bin navê "Hûrgilî"yê da. Heta niha bi vî awayî du heb berhem çap kirine, edîtorê weşanxaneyê wer tîne ziman ku ew dixwazin ji pirtûkên bi vî rengî koleksîyonekî çêbikin, Trêna li Stasyona Xwe Digere berhema ewil a vê koleksîyonê ye. Ji navê xwe jî diyar e, mijara pirtûkê "trên" e. Ji bo vê xebatê 17 nivîskaran zendên xwe badane, her yekî li ser "trên"ê metneke serkeftî amade kiriye. Nivîs giş ne yek cure ne, teorî heye, bîranîn heye, çîrokên hûnandî hene.. û li gel zaravayê kurmancî, bi zaravayê soranî û zazakî jî du metnan di berhemê da cihê xwe girtine. Bi vî awayî hem ji aliyê naverokê ve hem jî ji aliyê teşeyê ve xebateke têr û tije derketiye holê. Heta çûyîna zanîngehê jî min qet ne trên ne jî rêya hesinî dîtibû. Behsa trênê her tim du tişt dianî bîra min: fîlmên Yilmaz Guney û pirtûka Antranik Dzarugyan. Wekî din wateyeke wê tune bû bo min. Lêbelê vê berhemê wisa kir ku ez bi çavekî din li trênê binêrim, bi awayekî cidî li ser vê alava hesinî û li ser hebûna wê ya li welatê xwe bifikirim. Di destpêka berhemê da em bîranîneke Nûredîn Zaza dixwînin ku ew çawa ji trênê reviyaye. Piştre Rohat Alakom ji me ra behsa xeta trênê ya li Kurdistanê dike ku ji aliyê Skandînaviyan ve hatiye çêkirin. Ev nivîs agahiyên balkêş dide mirov, ji bo min metneke sûdwer bû ya rastî. Nivîsa sêyem jî ya mamoste Serdar Şengul e. Ji ber ku ez mamoste nas dikim û xebatên wî ji nêz ve dişopînim, min bi meraq dest pê kir û bi kêfxweşî qedand metna wî û gelekî jê hez kir. Mamoste Serdar behsa
Trêna li Stasyona Xwe DigereKolektif · Pall Weşan · 202410 okunma
Reklam
Reklam