2. Paylaşım Savaşı, küresel hegemonyanın el değiştirdiği kırılma noktasıydı. İngiltere savaştan galip çıksa da ekonomik olarak tamamen tükenmişti. Sömürgelerini tek tek kaybetmeye başladığı bu dönemde, kurulan yeni küresel ekonomik düzende (Bretton Woods sistemi) liderliği ve "küresel jandarma" rolünü ABD’ye devretti. Ancak İngiltere sahneden tamamen çekilmedi; oyun kurucu entelektüel sermayesini ve istihbarat doktrinlerini ABD ile paylaştı. Bugün Five Eyes (Beş Göz) olarak bilinen (ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda) küresel istihbarat ağının temelleri bu dönemde atıldı. Yani hile ve algı yönetimi stratejileri yok olmadı, sadece Washington merkezli yeni bir ambalaj kazandı. BBC gibi sözde özerk kurumlar hükümetten doğrudan "Şunu yaz, bunu yazma" emri almazlar. Bunun yerine: Yönetim kadroları zaten devletin kırmızı çizgileriyle uyumlu kişilerden seçilir. Haberlerin tartışılma sınırları (çerçeveleme) öyle bir çizilir ki, o sınırın dışındaki gerçekler "marjinal" veya "komplo teorisi" olarak damgalanır. Yine de bu sistem tamamen monolitik (tek parça) değildir; bazen sistem içi çatlaklar veya sızıntılar olur. Örneğin, Irak Savaşı'ndaki İngiliz istihbarat yalanlarını ortaya döken Chilcot Raporu veya hükümetin itibarını sarsan iç soruşturmalar, sistemin kendi içindeki güç savaşlarının bir sonucu olarak kamuoyuna yansır. Ama genel toplamda, ana akım medya devletin jeopolitik rotasından sapmaz. Batı medyası bu müdahaleleri dünyaya "demokrasi, insan hakları ve özgürlük" ambalajıyla satarken, sahadaki pratik her zaman yerel dinamikleri darmadağın eden istihbarat operasyonlarından ibaretti. Dönemin İngiltere Başbakanı Tony Blair, Saddam’ın 45 dakika içinde kimyasal silah ateşleyebileceğine dair sahte bir istihbarat raporunu (kamuoyunda "Dodgy Dossier" olarak