Hayat nasılsa öyle devam edecek, yani berbat bir şekilde.
Hikâye İzmir’de bir gece başlar. Anlatıcı, sıcak bir yaz gecesinde İzmir’de bir eğlence yerine gider. Burada karşısına sarhoş, yorgun ve hayatın yıprattığı bir kadın çıkar. Kadın bir süre sonra anlatıcıyı tanıdığını söyler. İlk başta onu çıkaramaz. Ancak kadın kendisini tanıtır: Nigar. Bir zamanlar Aydın’da öğretmenlik yaptığı dönemde öğrencisi olan küçük kızdır bu. Yüzündeki çiller nedeniyle ona okul yıllarında “Çilli” denmektedir. Bu karşılaşma anlatıcıyı yıllar öncesine götürür. Hafızasında aydınlık sınıflar, genç öğrenciler ve özellikle çok zeki, hareketli, meraklı bir kız olan Çilli Nigar canlanır. Nigar derslerde başarılıdır. Öğrenmeye heveslidir. Geleceğe umutla bakan bir çocuktur. Öğretmeni onu sıradan öğrencilerden farklı görmektedir. Fakat yıllar sonra karşısındaki kadın, o neşeli kızdan eser taşımamaktadır. Hayat onu sert biçimde değiştirmiştir. Nigar artık bir hayat kadınıdır. Anlatıcı bu değişime şaşırır ve üzülür. Ardından Nigar kendi hikâyesini anlatmaya başlar. Gençlik döneminde Nigar bir adama âşık olur. Bu kişi Kemal adında biridir. Nigar ona bütün kalbiyle bağlanır. Kemal’in de kendisini sevdiğine inanır. Ancak zamanla Kemal’in ciddi bir ilişki düşünmediği ortaya çıkar. Nigar kandırılmıştır. Ona verilen sözler tutulmaz. Bir süre sonra Nigar hamile kaldığını öğrenir. Bu durum hayatının dönüm noktası olur. O dönemin toplumunda evlilik dışı hamilelik büyük bir baskı ve utanç sebebidir. Nigar çevresinden destek görmek yerine dışlanır. Kemal ise sorumluluk almak yerine ortadan kaybolur ya da ilgisiz davranır. Nigar çocuğunu doğurur. Ancak artık toplum gözünde “lekelenmiş” bir kadındır. İş bulmakta, hayatını sürdürmekte zorlanır. Geçim sıkıntısı, yalnızlık ve çaresizlik onu giderek daha karanlık bir yaşama iter. Sonunda istemese de hayat kadını olarak
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Shakespeare'in hemen bütün oyunlarında olduğu gibi hatta bu oyunda biraz daha fazlaca, olaylar hızla başlıyor ve aynı hızla devam ederek sonuca ulaşıyor. Shakespeare'celerin görüşü nedir bilmem, fakat yazar bu oyunu sanki bir an önce sahneye yetiştirmeye çalışmış gibi geldi bana.
Alıntı
Hüseyin İnan'ın Savunması - Avukatlar Özellikle Okumalı!
Alevi olmam dolayısıyla arkadaşlar arasında “Dede” takma adıyla çağırılırım. İşlemiş bulunduğumuz suçlar oldukça ağır cezalar gerektirmektedir ancak hiçbir surette TCK’nın 146. maddesine girmezler. İfadelerde Rıfkı ismi geçmektedir. Bu aslında Alpaslan Özdoğan’dır. O zaman ismini yani gerçek ismini söylememiştim; zira henüz sağdı ve yakalanmamıştı. Nihat Çokyüce’nin arabasını alma olayında da Sinan Cemgil değil, Alpaslan Özdoğan yanımda idi. Nihat Çokyüce’nin ifadesindeki teşhis kısımları da dikkate alınırsa, hadiseler yanımdaki şahsın Alpaslan Özdoğan olduğunu meydana çıkarır. İfadelerimin birinde sosyalizm ihtilali, ayrıca halk ihtilalinden sonra kademe kademe proletarya diktatöryası ve dolayısıyla komünizme geçiş şeklinde beyanlar doğru değildir, bunları kabul etmiyorum. Yanlış zapta geçmiş. Ayrıca Muammer Aksoy’la pazarlık konusunda konuşmaya gittiğimde, gittiğim saat zapta yanlış geçmiş, 07.30 sıralarında gitmiştim. İfadelerimin diğer kısımları doğrudur. Hadiseler başladığında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Sinan Cemgil’in isimleri emniyetçe biliniyordu. Alpaslan Özdoğan beraber olduğumuz hâlde henüz deşifre edilmemişti. Bu bakımdan onu gizledim ve bidayette Sinan Cemgil’in ismini verdim. Nasılsa Sinan Cemgil biliniyordu. Bu maksatla Sinan Cemgil’i söylemiştim. Ayrıca Sevim Onursal’ın evinde icra takibine gelen vazifeliler içeriye girdiklerinde Kor Koçalak tek başına idi, bilahare dışarı çıktı, arkasından ben, Yusuf ve Sevim Onursal evden çıktık. Biz hep beraber evi terk ettiğimizde adamlar daha bağlanmamıştı. Ve yine dört Amerikalının kaçırılmasında Mete Ertekin’i ben çağırdım. Evvela Amerikalıları kaçırdıktan sonra bir kısmımız vasıta ile, bir kısmımız da yaya olarak dönmeyi düşünüyorduk. Sonradan fikir değiştirdik. Yusuf başka bir araba buldu, o zaman bir
Sayfa 317 - İtalik Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
"Aşk şiddettir sevgilim; dünyanı paramparça eden bir fırtınadır. Çoğu zaman aşk trajedi ile biter ama bu sefer farklı olacağı umuduyla sevmeye devam ederiz."
Sayfa 111·Kitabı okudu
Bilinç dışı olgular çözülmediği zaman ana babanın çocukluğuna egemen olan trajedi "bilincine hiç varılmadan" onların çocukları ile olan ilişkilerinde de devam eder.