Yakar top oynamak, ip atlamak gibi oyunlar bir yana, beden eğitimi dersi olarak bombalardan ve keskin nişancıların attığı kurşunlardan nasıl kaçacağımızı öğrenirdik. Bu konuda gerçekten eğitim gördük. Şöyle olursa böyle kaçacağız, böyle olursa şöyle kaçacağız. Ben doğmadan önce kış olimpiyatlarının yapıldığı dağlardan biri olan Trebeviç dağı tam karşımızdaydı. Kışın oyunlar oynadığım o dağda şimdi keskin nişancılar vardı ve şehrimiz net bir şekilde onların görüş alanları içindeydi. Benim okul yolum da öyle. Okul olarak kullandığımız bina dağın tam karşısındaydı. Normal zamanda evden okula, okuldan eve gidip dönebilmek için gereken zamanın üç katını harcıyordum şimdi. Bekleye bekleye, zikzaklar çize çize, koşa koşa...
Sayfa 26·Kitabı okudu
Mart 1993 - Trebeviç
Ah, gamlı kış güneşi, aydınlığın Bütün suçlarını kalbimde taşırım Görerek ah görerek, bilerek bir yığın Karanlık gündüzün üstünde yaşarım C. A. Kansu
Sayfa 318·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Saraybosna'da dehşet", tekrarlıyorum Dehşet. Saat 09.20'de Saraybosna'da şimdiye kadar görülme mis bir trajedi meydana geldi. Sırp milisler Trebevic tepesinden üç tane ağır topu Vase Miskin caddesindeki ekmek fabrikasının önünde, ekmek kuyruğunda bekle yen halkın üzerine attılar. -Beyefendiler, bu bir trajedi. Caddenin her tarafında kopmuş kollar, bacaklar, dağıl mış bağırsaklar, her taraf kan içinde, acı çığlıklar din mor ve durmuyor. Ölü ve yaralılar tretuarların üze rinde yatıyor. Bütün cadde kana boyandı, yerler kuru muş kırmızı kanlarla kaplı. Bilanço; 25 ölü 142 yaralı.
Sayfa 63
Trebeviç
Ah gamlı kış güneşi, aydınlığın Bütün suçlarını kalbimde taşıtın Görerek ah görerek,bilerek bir yığın Karanlık gündüzün üstünde yaşarım Ç.A. kansu
Sayfa 389 - Everest·Kitabı okudu
Trebeviç
Yarınlar, kurşun, havan topu ve bombaydı, kandı... İnsanlar, değişik inançlarla ve hırslarıyla ne kadar karıştırırlarsa karıştısınlar, kana, acıya, şiddete bulaştırsınlar bu muhteşem dünyayı, yaşam bir umuttu sonuçta. Hiç bitmeyen bir umuttu.
Sayfa 425 - Everest Yayınevi·Kitabı okudu
Trebeviç
Aynı ırktan, kim bilir belki de aynı soydan geliyorlardı. Aynı yaşlarda, aynı boylardaydılar. Aynı kadını sevmişlerdi. Ataları aynı Tanrı'ya ayrı yollardan ulaşmak istedikleri için, biri Boşnak diğeri Hırvat'tı. Bunu kendileri seçmemişlerdi, savaşmayı ve kaderlerini seçmedikleri gibi.
Sayfa 425 - Everest Yayınevi·Kitabı okudu