Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 15:58
Anne ve babanın boşanma konuşmasında çocuklar paylaşılırken ikisinin de istemediği çocuk olduğunu duyduktan sonra insan iflah olur mu? Olmuyor, bir türlü olduramıyor Harriet o andan sonra. Üç farklı zamanda Malma’ya yapılan üç tren yolculuğu. Babasıyla birlikte çocuk Harriet, eşi Oscar’la yetişkin Harriet ve Harriet’ın kızı Yana. Başta kafa karıştırsa da zamanı, kişileri oturttuktan sonra rayların ve anıların üzerinde akıp gidiyor kitap. Kitap boyunca Harriet’a sarılmak istiyorum. Çocukluk yaraları hiç kapanmıyor, sonra da aynı yerlerden yaralanıyor. Ne kadar çabalarsa çabalasın kendi kaderini kızına da -annesizliği, sevgisini gösteremeyen babayı- yaşatıyor Harriet. Alex Schulman harika bir kurguyla delik deşik ediyor. Trenler hep annelerin kaldığı yere dönüyor. Yolda babalar kızlarını kaybediyor. Yalnız değilsin Harriet.
Malma İstasyonuAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20245,4bin okunma
Puan vermedi·94 syf.··
2026 233. kitabı
Anton Çehov, modern tiyatronun dönüm noktalarından biri kabul edilen bu dört perdelik dramında; sanatın, şöhretin, imkansız aşkların ve kuşak çatışmalarının gölgesinde ezilen insan ruhunu muazzam bir melankoliyle masaya yatırıyor. Bir taşra malikanesinin durgun atmosferinde; yazar olmak isteyen idealist genç Treplev, onun aktris olma hayalleri kuran sevgilisi Nina, dönemin ünlü ve bencil yazarı Trigorin ile Treplev’in geçmişe takılıp kalmış aktris annesi Arkadina’nın yollarını kesiştiriyor. Büyük umutlarla yola çıkan ama hayatın sert gerçekleri karşısında kanatları kırılan bu karakterler üzerinden Çehov; insanın kendi trajedisine nasıl hapsolduğunu, iletişimsizliği ve sanatta yeni yollar aramanın getirdiği o sancılı yalnızlığı işliyor. Göl kıyısında kaygısızca uçarken sırf birinin canı sıkıldı diye vurulan o "Martı" simgesiyle yazar; hayallerinin peşinden giderken hoyratça harcanan, kırılan ve yok edilen tüm hassas ruhların ebedi ve lirik bir ağıtını sunuyor.
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
Reklam
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 23:06
Bu çalışma Doğu Karadeniz 'de yer alan Rize'de insan_doga ilişkisinin mevcut yapısını ortaya çıkarıp, DOKAP Eylem Planının içerisinde yer alan Yeşil Yol Projesi nin bu yapı üzerinde yarattığı ve yaratacağı etkinin tartışılmasını içermektedir. İnsan doğa ilişkisi üretim ilişkileri kavramı üzerinden tle alınmış ve üretim ilişkilerinin gelişiminin getirdiği son biçim olan kapitalizm üzerine analiz yapılmıştır. Çalışma kapsamında amaca uygun olarak kavramsal, kuramsal, tarihsel, ilişkisi ve bütünlüğü bir analiz yapılmaya özen gösterilmiştir. 267 Diyor yazar Sonuç bölümüne baslarken. Ve "Konunun kuramsal, kavramsal kavramlarla düşünme çabasının ürünü olan bu çalışma umarım tartışmalar için iyi bir zemin okur diyor." kitabı ile ilgili. Uzun yıllar Toroslarda yayla ya çıktık. Yayla yaşamının zorluğunu ama bir o kadar da insana kattığı değeri bilenlerdenim. Yayla yapabilmek için doğanın bozulmaması ve yaylaya çıkanlarında yaylanın doğal koşullarını kabul etmesi gerekir. Yayla ya çıkıp şehir konforu aramak, ya da çıktığınız yerin dokusunu bozmak had bilmezlik olur. "Yeşil Yol Projesi" Devlet ve Sermayenin Doğa ile İmtihanı Derya Ince nin Akademik bir çalışması.Yüksek Lisans Tezi kitablaşmış. Akademik hayatın disiplini ve Halkın anlayacağı yakınlıkta bir dil. Konu üzücü, düşündürücü olsada okumak kolaydı. Birinci Bölüm Doğanın Sermaye Birikimi Sürecine Icerilme Aşamaları Ikinci Bölüm Sermaye Birikimi Sürecinde Yeni Bir Söylem Kalkınma Ajansları Üçüncü Bölüm Rize de Doğa Ile Kurulan İlişkinin Dönüşüm Hikayesi: Yeşil Yol Projesinin Yaylaciliga ve Turizme Etkisi Rize ilk görev yerimde. Yeşilin binbir tonunu gördüm. Doğanın tahribatı vicdanları rahatsız etmesi gerekir. Yayla yaşamının bir tercih olmasının ötesinde bir geçim yolu olduğunu, insanların
Yeşil Yol ProjesiDerya İnce · Sosyal Araştırmalar Vakfı · 20231 okunma
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 143. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:00
"BİR YAŞAM ÖYKÜSÜ" Gece vagonun içi karanlık. Annemin anlattığına göre kadının biri bana, 'Hadi Vartan bir şarkı söyle de biraz şenlenelim,' demiş. Ben de şöyle bir şarkı tutturmuşum: 'Elinde bir deste gül Gülistan'dan geliyor, Yavuklusu yanında Al yanaktan öpüyor.' Vartan İhmalyan, 1913’te Konya’da doğdu. 1944’te Robert Kolej’in mühendislik bölümünden mezun oldu. Ardından Fransa, Macaristan, Polonya ve Çin derken 1961’de Moskova’ya yerleşti ve 1987’deki ölümüne kadar orada yaşadı. Bir mühendis, bir göçmen, bir dil sever. Ve Türkiye’yle bağı hiç kopmayan bir yürek. Edebiyatımızda “İhmal Amca” olarak tanınan, çocuklara armağan ettiği masallarla hafızalara kazınan Vartan İhmalyan’ın Bir Yaşam Öyküsü, 20. yüzyılın çalkantılı coğrafyasında bir Ermeni, bir Türkçe sever, bir komünist ve bir entelektüel olarak var olma mücadelesinin belgeseli. Kitap, onun “Benim iki anadilimden ilki Türkçe’dir” sözünü edebi bir kimlik tanımı olmaktan çıkarıp derin bir tarihsel ve siyasi bağlama oturtuyor. Eserin, Vedat Türkali ve Mete Tunçay’ın değerlendirme yazılarıyla birlikte sunulması bakımından da kıymetli; çünkü bu isimler hem İhmalyan’ın tanığı olduğu dönemin hem de Türkiye sol hareketinin önemli aktörleri. Peki, bu anı kitabını diğerlerinden ayıran şey ne? Neden hâlâ okunmayı hak ediyor? İhmalyan anılarına 1915’e, Konya’dan kalkan bir trenle başlıyor. Henüz iki yaşında olmasına rağmen aile büyüklerinden dinlediği bu travmayı şöyle aktarır: “Derken, günün birinde katar katar hayvan vagonlarına binmiş, Doğu’ya gidiyoruz. Bende bir sevinç, bir sevinç ki trene binmişim diye. Oysa sürgüne gidiyormuşuz.” Bu masum bakış açısıyla söylenen söz, Ermeni tehciri gibi bir kırılma anını edebiyata taşırken, aynı zamanda ailesinin nasıl kıl payı kurtulduğunu (Ereğli’de ambar müdürü olan bir
Edebiyat
Bir Yaşam ÖyküsüVartan İhmalyan · Cem Yayınevi · 201211 okunma
8/10
·304 syf.··
2026 102. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 08:47
Gece Yarısı Kütüphanesi severler burada mı? O zaman Gece Yarısı Treni’ne hoş geldiniz Hayatınızın sonuna geldiğinizde, bir trenle geçmişinize yolculuk etseniz hangi durakta inmek isterdiniz? Matt Haig, Gece Yarısı Kütüphanesi ile aynı evrende geçen bu son romanında yaşanmışlıklar, pişmanlıklar ve ikinci bir şans arayışı üzerine düşünmemizi sağlıyor. Bazı anların hayatımızın en kıymetlileri olduğunu, ya da tüm hayatımızı etkileyecek birer dönüm noktası olduğunu anlamadan o anları ıskalayabiliyoruz. Kıymetini anlamak için ise bazen bir ömür geçmesi gerekiyor. 81 yaşında hayatın kıyısına gelen Wilbur Budd bir işkoliktir ve hayatının aşkını ihmal ederek sonunda kaybetmiştir. Acaba onu kazanmak için ikinci bir şans yakalayabilecek mi? Gece Yarısı Kütüphanesi’ni okuyanlar için kitapta bir Nora Seed sürprizi de var
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026236 okunma
9/10
·94 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:00
Merhabalar,kitabı iki kısımda inceleyeceğim ilk yarı ve ikinci yarı şeklinde. !!!!!DİKKAT SPOİLER İÇERİR!!!!! lütfen ona göre okuyun. içerik hakkında baya bilgi içeriyor!!! Martı 1.yarı kitapla ilgili dikkatimi en çok çeken şey sıkışmışlık içerisinde olmasıydı. Herkesin kendince sorunları ve bunalımları vardı. Bu açıdan asıl sinirlendiğim nokta hiç kimsenin birbiriyle gerçekten iletişim kurmaya çalışmaması, çözmeye de çalışmaması. bana ciddi bir iletişimsizlik söz konusu olduğunu düşündürdü. Kitabın en başındaki Medvedenko ve Maşa'nın konuşmasından örnek verecek olursam: Medvedenko geçimden, yaşam şartlarından, daha çok maddiyat ağırlıklı şeylerden bahsediyorken Maşa ise "hayatımın yasını tutuyorum, mutsuzum" diyor. Aslında iki taraf da haklı ama iki taraf da bambaşka tellerden çalıyordu. Ayrıca konuşmak için konuşan, konuşmalarda sadece kendi kısmını bekleyen kişiler gibi geldiler. Yüzeysel karakterlere sahipmişler duygusunu hissettim. ​Treplev karakterini başta sevmiş gibiydim fakat ilerledikçe düşünce olarak uyuşmadığım bir karakter olduğuna karar verdim gibi. Başta eski olanı bırakıp yeniye yönelmesini oldukça atılgan ve cesur bir hareket olarak görürken son kısımlarda (Nina'yla Martı konuşmasında) bunu aslında kendisini, annesine ispat etme -sevgi- için bir araç gibi kullandığını düşünmeye başladım. Kendi çıkarları için yapıyor gibi bir his baskın hale geldi. Bu noktada onun samimi olup olmadığına karar veremedim. Arkadina'ya ise başta oldukça gıcık kaptım. Kendi bildiğini yapan ve okuyan baskın bir karakter vibe'ını verdi. Kendine güvenmesi ve daima mükemmele oynaması bir seviyeye kadar güzel gelirken o seviyeden sonrasında da kendi egosunun esiri haline düşmüş gibiydi. Onun da arka planda bir şeylerin bunalımında olduğu hissedilmekteydi. Son olarak 40-46.
Duygu ve Düşünce
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
Reklam
Reklam