Fakat hepimizin bildiği üzere, beynimizin büyük kısmını işgal eden gelenek,alışkanlık ve göreneğin muazzam ağırlığı, geriye kalan kısımdan çıkabilecek parlak ve yaratıcı fikirlerin üzerine çöker,bu ağırlık arada bir işe yarasa ve serbest kalmaları durumunda bizi yoldan çıkaracak abartılı hayallere gem vursa da bizi, farkında olmaksızın ışığın geldiği yöne dönen bitkiler gibi, irademizin bilinçsizce yönlendirdiği yana ittikleri de bir gerçektir.
Dünyaya şahit olmanın yolu ise maceranın kendisinden başka bir şey değildi.Yaşanılanlar,görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti.Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk ,bu Dünyanın şahidi olmaktı.
Kendini yoğun ve pek de hak etmediği bir sevincin ortasında buluvermiş herhangi bir insan kadar kaygılıydım.Felaketin köşe başında,kıskanç bir rakip gibi pusuda beklediği duygusu vardı içimde