Onur

Onur
@troubleon
6 Haziran
14 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Derin Psikolojik İnceleme
1/10
·152 syf.··
2025 4. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2025 03:53
Nietzsche, psikoloji ile ilgilenen herkesin ilgi odağı olmuştur . Yaşantısı, yazdıkları ve akıl hastalığı birçok insanın ilgisini çekmiştir. Nietzsche'ye yapılabilecek en saf psikanaliz bence onun ilk kitabına gitmektir. Öncelikle temel kavramların Nietzsche'nin kafasında neler çağrıştırdığını anlamak gerekiyor. Dionysos= Kötümserlik,acı çekme,Melankoli,Pessimizm. Appollon= İyimserlik,haz,mutlu olma hali Kitabın en başı birçok filozoftan farklı olarak Nietzsche'nin düş yani rüya kavramını ortaya atışıyla başlıyor. Ve düşün yani rüyanın ne kadar önemli olduğuyla ilgili övgüler sıralanıyor. Bu birçok filozofa veya herhangi bir insana saçma gelebilecek bir övgü. Daha sonrasında düşün sanatın doğduğu yer olduğunu söylüyor. Ve aslında mantık zincirini düş => mitoloji(dionysos ve appollon) => ilk-bir yada ilk neden dediği şeye belkide tanrı yada töz kavramına dayandırıp düşün aslında tanrıya ve sanatın temeline bağlı birşey olduğu çıkarsaması geliyor. Düş => Mitoloji => Sanatın temeli => Tanrı Hemen akabinde düşün istencinin aslında Appolloncu bir şey olduğunu söylüyor. Ve Scohopenhaur tabiriyle daha doğrusu doğu mistisizmiyle bir maya yani ilüzyon olduğu aslında önemli olanın her şeyin başında olan Dionysosçu olan olduğuna getirmeye çalışıyor. Schopenhaur öğretilerinin çok etkisinde özellikle Schopenhaur Pesimistliğinin devam ettirme güdüsü yada Schopenhaur onun düşünceleri için büyük bir dayanak olmuş diyebiliriz. Schopenhaur ile ilgili tek ve en önemli eleştiri Schopenhaur'un istenç ve irade kavramına yönelik. Onda eksik olarak estetik ve sanat kavramını görüyor. Dionysosçu pesimistliğe de sanat ile ulaşılacağını düşünüyor. Bu tanımları kendi kafasında yarattıktan sonra mantıksızlık silsilesini bunları birbirine bağlarken görüyoruz. Appolloncu olan kötü çünkü tamamen
Felsefe
Tragedyanın DoğuşuFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,165 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Genel inceleme
6/10
·200 syf.··
2025 3. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2025 19:49
Cassrier'in unutulmuş bir filozof olduğunu düşünüyorum. Önsözde belirtildiği gibi neo-Kantçılığının tam anlamıyla Kant'ın izinden gitmemesi bunu gerektirmiş olabilir. Onun dışında Kantı çok iyi anlayıp analiz ettiğini söyleyebiliriz. Bu kitaptada aynı Kant gibi Rousseau ve Goethe konusundada bilgi birikiminin detaylı olduğunu görüyoruz. Rousseau'nun toplum sözleşmesi kitabında Kant'tan esinlenmiş olabilir demiştim. Ama bu kitap bize gösteriyor ki Kant Roussodan etkilenmiş kesinlikle. Yada temel fikirleri bir şekilde oluşmuş Rousso bunlara katkı sağlamış doğru yolda olduğunu düşündürmüş olabilir. Özellikle Rousseau'nun yasa ve akılcılık üzerine yapıtları doğrultusunda. Goethe ile Kantı bağdaştırma konusunda Cassrier biraz zorlamış gibi geldi. Zaten kendiside çok birebir gittiklerini söylemiyor. Hatta Kant ile Rousseu da bir değil. Goethenin Kant okumaları olduğunu biliyoruz onlar açıklanmış. Goethe hakkında güzel bilgiler vermiş. Ama Kanttan Goethe tarafına pek bir bilgi yok. Tam aslında filozoflar hakkında pekte bağlantı kuramayan ama bilgiler veren günümüz felsefe makalesi gıyabında bir kitap olmuş. Tek farkı belkide daha derin bilgiler bulunabilirliği olması.
Felsefe
Rousseau, Kant, GoetheErnst Cassirer · İş Bankası Kültür Yayınları · 201447 okunma
Genel inceleme
10/10
·104 syf.··
2025 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2025 11:35
Öncelikle kitabın asıl yazarının kim olduğu önsözde çok güzel belirtilmiş. Kısacası bilinmiyor.:). Başka bir Farabi kitabı okumadığımdan dolayı üslub olarak bir benzetmede şahsen bulunamadım. Kim yazmış olursa olsun büyük bir Spinoza- Etika benzetmesi keşfettim ve şaşırdım. Hatta o kadar benziyor ki Etikanın bölümlerinin diziliş sıralamasıda benziyor. Hatta birde üstüne yazılanların tıpatıp kopyası var. Bu kitaptan sonra Spinoza'nın tamamen bu kitaptan esinlenmiş olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kendisinin İslam alimlerini okuduğunu mektuplarından biliyoruz. Zamansal skalaya göre bu kitap daha önce olduğu için bir nevi Spinozanın büyük esinlenme kaynağı Kelam ve İslam felsefesi dememiz çok kesin seviyede. Ama tabi olasılık olarak kitabın yazarı bile belli olmayan bir kitabın belki çıkış tarihide yanlıştır deme şansımız var. O zamanda bu kitap Spinoza-Etikadan esinlenmiş dememiz lazım. İkiside ayrı ayrı kendi içinde dallanıp budaklanmış olamaz mı sorusuna ise tıpatıp kelimesi kelimesine benzerlikler olduğu için bana zor görünüyor. Kitabın okuma zorluğuna gelirsek eğer eğer Ethica okuduysanız çok hızlı akıyor. İslami kelimeleri ve anlamlarının nelere takabül ettiğini bilirseniz kitabın zor kısımlarınıda anlarsınız. Örnek olarak vehim,Müfekkire,Mütehayyile gibi. Herbiri sezgi,duygu,akıl,hafıza deposu gibi kendi içinde tanımlara sahip. Eğer okumadıysanız zorunlu varlık sonlu sonsuz varlık terminolojisine alışık olmadığınız için en başta afallama şansınız yüksektir. Onun dışında Etikanın son bölümü gibi insan duygularının ve onların tasavvurların mahiyeti Allah'ı anlama bağlamında çok fazla işleniyor. Ama tabiki çok benzerlik olmasına rağmen bazı konularda Etikayla farklılıkları var. Onuda okuyucunun keşfetmesi en iyisi olacaktır.:)
Din
Füsusü'l Hikme - Hikmetin ÖzleriFarabi · İnsan Yayınları · 202158 okunma
Detaylı inceleme
5/10
·136 syf.··
2025 1. kitabı
·
50 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2025 10:32
Rousso'nun daha önce aforizmalar başlığı altında bir kitabını okumuştum. Orada daha naif aforizmalar serisi sunulmuştu ama yinede yerinde çok fazla güzel tespitler içeren bir aforizma serisiydi. Aforizma kitabında her ne kadar çeşitlilik fazla olduğundan gerek midir bilmem naifliğin yanında russonun bu kitabında hissedilen yer yer kesin betimlemeler ve sert hitaplı yazım, aforizma kitabında azda olsa hissediliyordu. Bu kitapta aynısını görüyoruz. Russonun bazı fikirleri onun mizacındaki keskinlikle sunuluyor. İlk dikkatimi çeken kitabın başlarında yasa kelimesinde bir kanun olarak değilde Kant'ın mutlak olarak doğa yasası anlamına benzettim. Cassrier'e göre bu tam tersi Kant, Rousso'nun akılcığından etkilenmiş olduğu okuyoruz. Daha sonrasında bu mutlak bir rasyonel sonuç yada yasanın ne olduğunu bulma çabası kitabın ortalarına doğru yasa ile toplum sözleşmesinin iç içe geçmesiyle son buluyor. Bundan sonra artık devreye toplum sözleşmesi ve toplumun devlet ile olması gereken ilişkinin ideal tanımı yapılıyor. Böylelikle en hakiki yasa toplum sözleşmesi zemininde başlayıp toplum sözleşmesinden "devlet nedir"arayışına tamamlanıyor. "Devlet nedir" arayışını ise devletin bölümleri üzerinden aktarıyor. "Devlet nedir?" diyorum çünkü "ideal devlet" bana pek uygun gelmiyor. Belki birçok yorumcu "ideal devleti" daha çok tercih edecektir. Çünkü günün sonunda elimizde bir yazılı bir sözleşme yok. Toplum sözleşmesi en temelinde demokrasinin üzerine yayılan ve sadece halk ile uyumun devamlılığı. Çünkü bu anlamda bir devletin devlet olabilitesini Rousseau mümkün görüyor. Ne kadar kısa cümlelerle tanım,eleştiri,sonuçlara varıyorsa o kadar doğru olduğunu düşünüyorum. Bir konu hakkında çok fazla açıklamaya gittiğinde ise kısalar kadar doğru gözükmedi bana. Bunun sebebinide kısa
Felsefe
Toplum SözleşmesiJean-Jacques Rousseau · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,9bin okunma
Jungian Psikolojiye Giriş Niteliğinde
6/10
·248 syf.··
2024 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2024 18:52
Jung'a başlamak için ideal bir kitap mıdır sorusuna olumlu bir yanıt verebileceğimiz bir kitap diye düşünüyorum. Jungun konferanslar serisinin bir derlemesi olması bakımından teknik açı yerine daha genel bir anlatım sergilediğinden başlangıç olarak kesinlikle okunabilir. Genel anlatım diyoruz ama işin içinde Jung olunca çok fazla mitolojiden bilgilerle karşılaşıyoruz. Bunun nedeni ise Jung'un bilinçaltını ve simgelerinin mitolojik anlamlar barındırdığını düşündüğünden dolayı... Bu kitabın bir diğer üzerinde durduğu husus ise rüyalar. Neredeyse kitabın %70'i rüyaların incelenmesi ve hasta rüyaları üzerine. Bu anlamda başka kitaplar başlangıç olarak seçilebilir lakin rüyalar ile ilgiliyseniz bu kitapla başlayın. Onun dışında Jungun, Adler ve Freud'tan farklı bir yön olarak nasıl ayrıldığını kendi ağzından açıklamaları da mevcut. Konferans dolusu Freud taraftarlarından sürekli Freud sorulmasına ve Jung dedemizin arada sinirleri bozulup "Bırakın bu saçma işleri " diyesi gelmiyorda değildi şimdi.
Psikoloji
Analitik Psikolojinin Temel İlkeleriCarl Gustav Jung · Bozak Yayınları · 0114 okunma