Puan vermedi·206 syf.··
2026 64. kitabı
TROYA'NIN EMANETİ - KAYITLARIN PEŞİNDE Serpil Ünal Herkese merhaba! Bugün sizi tarih, gizem ve dostluk dolu, sayfaları heyecanla çevireceğiniz harika bir macera ile tanıştırmak istiyorum. Yaz dönemine renk katacak, hem 8 yaş üzeri genç kitapseverlerin hem de biz yetişkinlerin keyifle okuyacağı bir öneriyle geldim! Ece; okulun gürültüsünden, kalabalığından ve tekdüzeliğinden bunaldığı anlarda soluğu kütüphanede alan bir öğrenci. Kütüphane onun için sadece bir sığınak değil; yeni bilgilerle baş başa kalıp zihnini dinlendirdiği sihirli bir oda. Yine kütüphanede geçirdiği günlerden birinde, yakında okulla birlikte gidecekleri Çanakkale gezisi için kaynak kitaplar aramaya başlar. Tam bu sırada rafların arasında saklanmış, diğerlerinden çok farklı bir defter dikkatini çeker. Üzerinde esrarengiz bir şekilde "Saha Notları Troya 1978" yazmaktadır. Ece defterin gizemini çözmeye çalışırken, arkadaşları Mert ve Deniz de ona katılır. Kararsızlık ve merak arasında gidip gelen Üç Kafadar, sonunda kendilerini tutamayarak defterin sayfalarını aralar. İlk sayfada tek bir cümle onları karşılar: "İsteyene değil, hak edene..." Macera burada da bitmez; diğer sayfalarda üç farklı sembol yer almaktadır: Bir rüzgâr gülü Üç yatay çizgi Özel bir damga Ve altında şu gizemli not yazılıdır: "Rüzgârı oku, katmanı anla, envanteri çöz. Üçü birleşmeden emanet yerini söylemez!" Tam da Çanakkale'deki Troya antik kenti gezisi öncesinde karşılarına çıkan bu defter, çocuklar için adeta büyük bir maceranın kapılarını aralar. Gezi günü geldiğinde çocukların heyecanı her zamankinden çok daha fazladır. Çünkü onları çözülmesi gereken sırlar, şifreli mesajlar ve peşlerindeki gizemli gölgeler beklemektedir! Troya'nın Emaneti, tarihi zenginlikleri, merak uyandıran şifreleri ve sarsılmaz bir dostluk
Troya'nın EmanetiSerpil Ünal · Rotaris Yayınları · 20261 okunma
Söndürülemeyen aşk
Puan vermedi·107 syf.·
2026 50. kitabı
Bazı kitaplar hikâye anlatır, bazıları ise zihnin içine uzun bir monolog bırakır. Ateşler ikinci gruba ait. Bu kitabı okurken bir olay örgüsünün peşinden gitmiyorsunuz; aşkın, tutkunun, kıskançlığın, terk edilmenin ve insanın kendi içinde büyüttüğü yıkımın peşinden sürükleniyorsunuz. Mitolojik karakterler yalnızca birer araç. Asıl anlatılan, yüzyıllar geçse de değişmeyen insan ruhu. Kitabın en güçlü yanı dili. Cümleler yer yer şiire yaklaşacak kadar yoğun, ama bunu gösteriş için yapmıyor. Özellikle aşkın insanı özgürleştirmekten çok nasıl esir aldığını anlatırken kullandığı imgeler gerçekten etkileyici. Mitolojik öyküleri bugünün duygularıyla yeniden kurması da kitaba ayrı bir derinlik katıyor. Okurken bir anda Akhilleus'u ya da Phaedra'yı değil, kendinizi okumaya başladığınızı hissediyorsunuz. Beni en çok etkileyen taraflarından biri de aşkı romantikleştirmek yerine, insanı yavaş yavaş tüketen bir saplantı olarak ele alması oldu. Sevginin içinde kibri, arzuyu, sahip olma isteğini ve yalnızlığı aynı anda gösterebilmesi, kitabın yıllar geçmesine rağmen hâlâ güncel kalmasını sağlıyor. Buna rağmen kitap kusursuz değil. En büyük sorunu, dilinin zaman zaman kendi ağırlığının altında ezilmesi. Bazı bölümlerde anlamdan çok üslup öne çıkıyor ve aynı duygunun farklı benzetmelerle tekrar tekrar işlendiği hissi oluşuyor. Bu da okuma temposunu düşürüyor. Bir noktadan sonra kitap sizi ilerletmek yerine aynı düşüncenin çevresinde dolaştırmaya başlıyor. Mitolojiye uzak okurlar için de yer yer mesafe oluşturan bir eser. Karakterleri tanımak şart olmasa da, göndermelerin tamamını yakalayamamak bazı bölümlerin etkisini azaltabiliyor. Ayrıca olaylardan çok iç konuşmaların ağırlıkta olması, hareketli bir anlatı bekleyenleri hayal kırıklığına uğratabilir. Sonuç olarak Ateşler, herkese
1000Kitap
AteşlerMarguerite Yourcenar · Metis Yayınları · 1974294 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·144 syf.··
2026 52. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:48
Antik Yunan mitolojisine ilgisi olan biri olarak bu kitabı büyük bir keyifle okudum. Mitolojik hikâyeleri sadece anlatıp geçmek yerine, onları insanın sevme ve sevilme ihtiyacıyla ilişkilendirmesi kitabı benim için çok daha anlamlı ve ilgi çekici bir okuma deneyimi sundu. Eros, Afrodit ve Psykhe’nin hikâyeleri üzerinden yalnızca aşkı değil; insanın aidiyet arayışını, eksiklik hissini, kendini keşfetme yolculuğunu ve ruhsal dönüşümünü de ele alıyor. Mitoloji kitaplarında bazen olay örgüsünün ön plana çıkıp düşünsel tarafın geri planda kaldığını hissedebiliyorum; ancak bu kitapta tam tersine, anlatılan her efsanenin altında günümüz insanına dair bir sorgulama bulunuyor. Bu yönüyle okurken sadece mitolojik karakterleri değil, zaman zaman kendimi ve kendi düşüncelerimi de sorguladım. Özellikle aşkın insanı tamamlayan bir unsur mu yoksa kişinin önce kendi bütünlüğünü bulması gereken bir süreç mi olduğu üzerine yaptığı vurgular dikkatimi çekti. Tuğba Sarı Ünal’dan ilk kez bir kitap okudum ve kalemini gerçekten sevdim. Anlatımı sade, akıcı ve samimi. Felsefi ve psikolojik yönü ağır basan konuları bile okuyucuyu yormadan aktarabilmiş. Kitabın en sevdiğim yanlarından biri de bilgi verirken didaktik bir dile düşmemesi oldu. Hem mitolojik hikâyeleri öğreniyor hem de onların altında yatan anlamlar üzerine düşünme fırsatı buluyorsunuz. Mitolojiye olan ilgim nedeniyle kitabı ekstra sevmiş olabilirim ancak sadece mitoloji meraklılarının değil, insan ilişkileri ve duygular üzerine düşünmeyi seven okurların da keyifle okuyabileceğini düşünüyorum. Kısa olmasına rağmen birçok düşünceyi içinde barındıran, okudukça yeni kapılar açan ve bende güzel bir iz bırakan bir kitap oldu. Yazarın diğer eserlerini de merak etmeme sebep olan, benim için oldukça keyifli ve verimli bir okumaydı.
ErosTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 202626 okunma
Puan vermedi·148 syf.··
Beğendi
·
2026 103. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 16:00
O, hem nahif hem cesur bir yürek. Eğer istemezse hayatın kendisini yaralamayacağı, öykü çağının en güçlü şövalyelerinden. Mitolojiyi bir nakkaş hüneriyle kırsal yaşamda işleyip kentsel dokuya taşıyan #endemik bir öz. Bireyin yaşamı anlamlandırma çabası bitmeyen bir döngüdür. Neyi, nasıl anlamlandırdığı ise tamamen kendi tekâmülü ve cirmi kadardır. Karasu kendi dünya görüsünde hem bu çabayı hem ölüm gerçeğini yadsımadan gören şahsına münhasır bir kimlik benim gözümde. Bölümler arası göndermeleri ve şiirsel üslubu ile anlatıcı kimliğinin bulanıklaştığı ve zaman algısının kaybolduğu çok katmanlı grift öyküler… Bireyin yalnızlığını, toplumun dayattığı normlar karşısındaki çaresizliğini ve imkânsız ilişkiler içindeki varoluş mücadelesini imleyen bir tepegöz. Peki, ya Troya… Belki gerçek belki yalan, var biraz da sen oyalan. Karasu ikliminin eksik mevsimlerinden birini daha kitaplığıma kazandıran meleğimin Elvan #heraybirmetisokuyoruz etkinliği kapsamında ve kendisinin refakatiyle okudum Bilge Karasu Troya'da Ölüm Vardı
Troya'da Ölüm VardıBilge Karasu · Metis Yayınları · 2022766 okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2026 329. kitabı
Madeline Miller, Akhilleus'un Şarkısı (The Song of Achilles) adlı bu ödüllü fantastik ve tarihi romanında, Yunan mitolojisinin en büyük kahramanlarından Akhilleus ile onun en yakın dostu, yoldaşı ve sevgilisi Patroklos arasındaki derin bağı, Truva Savaşı'nın gölgesinde konu alır. Yazar; krallığından sürgün edilen çekingen prens Patroklos'un gözünden, yarı tanrı Akhilleus ile çocukluktan itibaren büyüyen sarsılmaz ilişkilerini anlatırken; kaderin kaçınılmazlığını, tanrıların acımasız oyunlarını, şan ve şöhret tutkusunu, savaşın getirdiği yıkımı ve her şeyin ötesindeki ölümsüz bir aşkı, mitolojik arka planı modernize eden lirik, büyüleyici ve yürek burkan bir edebi dille işler.
Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202019,4bin okunma
Puan vermedi
Bazı kitapları beğenirsiniz, bazı kitapları seversiniz; bazıları ise içinizde bir yere yerleşir ve uzun süre oradan çıkmaz. Akhilleus'un Şarkısı benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Kitaba başlarken Yunan mitolojisinden bildiğim bir hikâyeyi okuyacağımı düşünüyordum. Fakat karşıma çıkan şey bir savaş destanından çok daha fazlasıydı. Bu, Patroklos ve Akhilleus'un dostlukla başlayıp zamanla derinleşen bağlarının, sevginin, sadakatin ve kaçınılmaz kaderin hikâyesiydi. Madeline Miller'ın anlatımı o kadar etkileyiciydi ki karakterler mitolojik figürler olmaktan çıkıp gerçek insanlara dönüştü. Özellikle Patroklos'un gözünden anlatılan hikâye, yaşanan her mutluluğu daha değerli, her acıyı ise daha ağır hissettirdi. Kitabın son sayfalarına yaklaştıkça ne olacağını bilsem de okumayı bırakmak istemedim. Çünkü bazı sonlar sürpriz oldukları için değil, kaçınılmaz oldukları hâlde insanın kalbini kırdıkları için unutulmazdır. Akhilleus'un Şarkısı bana yalnızca bir aşk hikâyesi anlatmadı; sevginin zamanın, savaşın ve hatta ölümün ötesine nasıl geçebileceğini gösterdi. Şimdiye kadar yüzlerce karakter tanıdım, onlarca kitap okudum. Ama çok azı bende Patroklos ve Akhilleus kadar iz bıraktı. Bu yüzden Akhilleus'un Şarkısı, benim için sadece çok sevdiğim bir kitap değil, aynı zamanda şimdiye kadar okuduğum en güzel kitap.
Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202019,4bin okunma