İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Olur da bir an için ruhunuzun meleklere mekan olan derinliklerine dalarsanız derinden sevdiğiniz varlıkla ilgili en başta hatırlayacaklarınız onun sözleri ya da davranışları değil, birlikte yaşadığınız sessizlikler olacaktır zira aşkınızın ve ruhunuzun niteliğini ortaya koyan tek şey bu sessizliklerin niteliğidir." İşte bu "aktif sessizlik"tir zira ondan farklı olarak bir de "pasif sessizlik" vardır ki o da "uyuyan sessizlik"tir, "ancak uykunun, ölümün ya da namevcudiyetin yansıması" olan bir sessizliktir.
Maurice Maeterlinck
Aptallar başkalarıyla konuşurken kendi seslerini dinlemenin verdiği o boş hazza çok daha kolay kapılır ( ... ) onlar muhataplarını bilgilendirmekten çok hayran bırakmayı düşünür.
O dönemde (17. ve 18. Yüzyıl) sohbetler büyük bir öneme sahiptir. Sohbetlerde mütefekkir sessizlikle uzun konuşmaları dengelemek ve bunu yaparken de Montesquieu'nün belirttiği gibi, kendini dinlemeye fazla kapılmamak gerekir. La Rochefoucauld da bunu doğrular: "Sessizlik kendine güven duymayan kişinin en çok güven duyduğu unsurdur." Gösterişçilik saikiyle söz almaya yönelmediğimiz takdirde az konuştuğumuzu söyler. "Eğer ki çok sayıda konuşma sanatı varsa susmanın da ondan geri kalmadığını" iddia eder ve bu bağlamda belagatli, alaycı ve hürmetkar sessizlik ayrımı yapar. Her koşulda en iyisi dinlemek ve kendini asla konuşmaya zorlamamaktır. Sessizlik herkesten çok bilhassa hafifmeşrep kadınların ve yaşlıların yararınadır zira onlar sanattan yoksun bir gevezeliğe meyillidir. Madame de Sable şöyle yazar: "Çok konuşmak büyük bir kusurdur, genel olarak veciz olan makbulsa cemiyet hayatında ve sohbetlerde de kısa ve öz konuşmak iki misli makbuldür. Genellikle çok lafla kaybedilen kısa kesmekle kazanılır", "insanın karşısındakinin iç dünyasını iyice keşfetmesi ve kendi iç dünyasını gizlemeyi becerebilmesi büyük bir zihinsel üstünlük işaretidir". Monsieur de Moncade da şuna dikkat çeker: "Sadece gerekli şeyler söylenseydi dünyaya büyük bir sessizlik hakim olurdu." Öte yandan La Bruyere kendilerini talih oyunlarına kaptıranların "derin bir sessizliğe" büründüğünü, bunu da başka koşullarda asla mümkün olmayacak şekilde dikkat çekmek için yaptıklarını belirtir. Dufresny saray erkanına yeni katılan birinin ortama adım atmasını eğlenceli bir üslupla betimler:
"Ne bir hareket ne bir söz eder. Akıllı adamdır, derler. Aslında akıllı olan tevazuu ve sessizliğidir zira azıcık konuşsa ya da kıpırdansa şapşalın teki olduğu görülecektir."