İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Sessizlik günümüzde halen yalnızca kiliselerin, camilerin içinde değil, aynı zamanda (ve çoğunlukla) bu tarz yapıların çevrelerinde dayatılır. Kilisede sessiz olmak saygının, özdenetimin ve dürtülerine hakim olabilme becerisinin göstergesidir. Görmüş olduğumuz gibi, sessizlik bu bağlamda zihnin dağılmasını ve dikkatin farklı yönlere kaymasını engellemeye yarar. Ayin başlı başına sessizliğin ve taşkınlıktan kaçınmanın öğrenildiği okuldur. Çocuklar kilisenin içinde ve çevresinde konuşmaktan ve pek tabii ki bağırmaktan kaçınmalıdır; bu en çok da ayin düzeninin gerektirdiği beden hakimiyetine alışmış ayin çömezi çocuklar için geçerlidir.
Sessizlik büyük şeylerin oluşmasına yarayan bir unsur olduğu ölçüde sessizlik terbiyesinin de önemi artar. O büyük şeylerin nihayet gün yüzüne çıkabilmesi için sessizliği öğrenmek gerekir. "Bir gün dilini tutmaya çalış da gör; ertesi gün isteklerinin ve ödevlerinin nasıl berraklaştığını göreceksin." Söz ise genellikle tam ters yönde işler; genelde, sadece sessizlik içinde gelişen düşünceleri boğma, onları askıya alma sanatıdır. Maeterlinck tüm bu sebeplerden ötürü sessizlikten korktuğumuzu ve ömrümüzün büyük kısmını onun hakimiyet alanı dışındaki mekanları aramakla geçirdiğimizi yineler.
Hellenler Tanrı Harpokrates'i bir parmağını dudaklarına götürmüş halde tasvir eder. Harpokrates bu jestle susmayı emreder. Tarih boyunca sessizlik buyrukları yaygın ve sıradandır. Bu buyruklara uyabilmek bir dizi eğitim gerektirir zira sessizlik kendiliğinden oluşmaz. "Kimi insanlar vardır," diye yazar Maeterlinck, "sessizlikten mahrumdurlar ve etraflarındaki sessizliği öldürürler, gerçekten gözden kaçan tek varlıklar da bunlardır" çünkü "hiç susmamış biri hakkında kesin bir görüş öne süremeyiz; onlar suretsiz bir ruha sahip gibidirler"
Sessizlik günlerin akışını günü gününe daha iyi takip etmeyi sağlar. Böylelikle ecel gününü de hatırlatır. Ve bu itibarla, insanı tüm zamanları ezip geçen ebediyete hazırlar.
...sessizlik yalnızlıkla el eledir, o olmadan bir şey ifade etmez. Sessizlik nedamet ruhunun parçası ve insanlardan ayrı düşmenin cezasıdır. Kopuşu ve tecridi açığa vurur, kendini unutmanın koşulu ve beden için duyulan kaygıdan arınmanın göstergesidir. Sessizlik bilhassa dua etmenin koşuludur, kişiyi ilahi olana kulak vermeye hazırlar. Ruhani alıştırmayı mümkün kılar, sözden farklı dillere yani derunun, ötenin, meleklerin dillerine ulaşmayı sağlar.