17. yüzyılda, dış dünya sessizlikten uzaklaştığı halde dönemin iki önemli şahsı -Bossuet ile ondan da radikal bir yaklaşım sergileyen, Trappist
Tarikatı'nın reformcusu Rahip RancC--tefekkür sürecinde sessizliğe büyük önem atfeder. Bossuet eserinde sessizliğin önemini ve gerekliliğini defalarca vurgular. Kendi vaazını Yeni Ahit'in Vahiy Kitabı'ndan bir pasaja dayandırır: Melek yedinci mührü kırdığında göğü büyük bir sessizlik kaplar ve bu sessizlik sırasında, "melekler yüce efendimiz Tanrı'ya arzı hürmet eder ve hayranlıklarını sunar. Meleklerin gökte oluşturduğu bu sessizliğin anlamı nedir?" diye sorgular Bossuet. Bunun anlamı, "ister yerde ister gökte olsun, bütün yaratılmışların Tanrı'nın yüceliğini takdir edebilmek ve ona tapınabilmek için susması ve sessiz kalması gerektiğidir". Sonrasında verdiği vaaz da bununla ilgilidir: "Siz de zaman zaman melekler misali sessiz olmayı deneyin", "sessizliği koruduğunuza asla pişman olmazsınız".