Sessizliğin o belli belirsiz varlığının her yere sindiği imtiyazlı mekanlar vardır; sessizliği işitmenin daha kolay olduğu, çoğu kez tatlı, hafif, süreğen ve adı konmamış bir ses gibi belirdiği mekanlar. Bu mekanlar Valery'nin tavsiyesini uygulamaya çok uygundur: "Duy bu ince gürültüyü, akıyor; sessizlik bu. Dinle, hiçbir şey duyulmazken ne duyduğunu dinle; 'bu gürültü', bu sessizlik kumulu her şeyi kaplıyor... Geride hiçbir şey yok. Bu olsa olsa kulaklardaki sonsuzluktur." Sessizlik aynı zamanda havada bulunur. "Sessizlik göz önünde değildir," diye yazar Max Picard, "fakat burada olduğu aşikardır; çok uzaktan seslenir ama bir o kadar da yakındadır, öyle ki kendi bedeniniz gibi hissedersiniz onu." Sadece düşünceler ve fikirler değil, tavırlar ve kararlar da sessizliğin yoğun etkisine maruz kalır.