İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Hayatımızda birçok kadın vardır ki, bir daha görüşmeyi hiç istememişizdir; onlar da doğal olarak, bu istenmeyen suskunluğumuza aynı şekilde suskunlukla karşılık vermişlerdir. Ne var ki, bu kadınları sevmediğimiz için, onlardan uzakta geçirdiğimiz yılları da saymamışızdır; ayrılığın ne kadar etkili olduğu üzerine fikir yürütürken, mantığımızı çürütecek olan bu örneği göz ardı ederiz; tıpkı önsezilere inanan birinin, sezgilerinin doğru çıkmadığı bütün durumları göz ardı etmesi gibi.
Kederin hafiflemekle birlikte devam ettiği dönemlerde, sürekli o insanı düşünmenin verdiği kederle kimi hatıraların, söylenen çirkin bir cümlenin, bir mektupta kullanılan bir fiilin canlandırdığı kederi birbirinden ayırmak gerekir.
Cennetin ve Dünyanın oğlu, dinle;
Sen mutlusun ve bunu Tanrıya borçlusun, bu şekilde devam edip
Etmemen sana bağlı, yani itaatkar olup olmamana; işte durum bu.
Sana yapılan uyarı işte budur, bunu sakın unutma.