Tanzimat döneminde, Bab-ı Ali vilayetlerde eski İslam ve Türk devletlerindeki gibi yöneticinin askeri ve idari işlevlerini birleştirmekten vazgeçip sivil memurların çalıştığı bir taşra idaresi kurmaya da başladı. Nitelik itibariyle diplomatların rolünün gitgide artışı ve nicelik itibariyle memurların taşraya gönderilişi, mülkiye mensuplarını 19. yüzyılın başlıca eliti haline getirdi. 1790'larda hepsi İstanbul'da çalışan iki bin kişiden ibaret olan kalemiye, 1890'a gelindiğinde çoğu muhakkak ki taşrada hizmet eden 35.000 kişilik bir mülkiye ordusuna dönüşmüştü. Hükümet eğitim, ticaret, tarım, bayındırlık ve halk sağlığı gibi alanlardaki rolünü genişletmenin yanı sıra taşrada sayısız meclis oluşturdu, bu meclislerde sadece devlet görevlileri değil, dini cemaat liderleri ve yerel eşraf da bir araya geliyordu. Merkezileşme döneminde ayan politikasının daha küçük çapta da olsa sürmesinde önemli birer unsur olan bu meclisler hem hükümetin ufkunu genişletiyor hem de halkın gitgide artan bir kesiminin yönetimde tecrübe kazanmasını sağlıyordu.