deniz taşkın

deniz taşkın
@tskdnz
İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
II. Mahmud 1839'da öldükten sonra, neredeyse kırk yıl boyunca onun kadar kararlı bir padişah çıkmadı. Re­formlar II. Mahmud ve III. Selim'in işaret ettiği doğrultu­da sürdü, nitekim 1839'dan 1870'lere kadar süren dönem "Tanzimat" diye bilinir. Bu dönemin farklılığı liderlerin artık sivil bürokrat elit arasından çıkmasıdır. Islahatın ilk hedeflerinin askeri oluşu yüzünden, Türk-Moğol askeri devlet geleneği de göz önüne alınırsa, Tanzimat dönemindeki sivil-bürokrat zümrenin hegemonyası bir paradoks gibi görünebilir. Ancak merkezi Osmanlı Hü­kümeti ile Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa arasındaki, II. Mahmud'un son günlerine gölge düşüren çatışma gibi bir kriz, imparatorluğun artık uluslararası destek olmak­sızın çıkarlarını sadece orduyla savunamayacağını gös­termişti. Bu desteği sağlamak için gerekli müzakereleri yürütebilenler askerler değil, daha ziyade yeni sivil-me­mur elite mensup Fransızca bilen diplomatları.
Sayfa 260·Kitabı okudu
Reklam
Tarihin bir cilvesi olarak, III. Selim ve II. Mahmud'un eski ayan ailelerinin yerine yeni, daha eği­timli ve padişaha sadık bir elit zümre geçirme arzularına rağmen, bu elitin üyeleri zamanla sadakatlerini padişah­tan, yeni mekteplerde edindikleri soyut devlet ve ulus ideallerine aktardılar; bu değişimden daha sonra yurtse­ver siyasi muhalefet hareketleri çıktı. Kabile ve klandan imparatorluk ve ulusa yüzyıllar süren geçişte, ideal ola­rak kişisellikten arınmış, profesyonel sadakat duygusu­na sahip yeni elitlerin yaratılışı, kabile bağlarından arın­mış, hükümdarlarına sadık maiyetlerin yaratılışı kadar ciddi bir değişimdi.
Sayfa 260·Kitabı okudu
II. Mahmud 1830'larda eski kalemiye mensuplarını bir sivil bürokrasiye döndürecek önlemleri yürürlüğe koydu. Sivil ve askeri seçkinler zümresini eğitecek yeni okullar kurdu; bu okullar daha sonraki devlet okulları sisteminin temelini oluşturacaktı. Mahmud merkezi hükümeti ba­kanlıklar şeklinde yeniden örgütlemeye başladı; sivil, as­keri ve dini rütbeleri standartlaştırdı; eski her yıl yeniden atama sistemini terk etti; maaş sistemini getirdi; eskiden padişahın kulu statüsünde olan memurların bazı hukuki mahrumiyetlerini kaldırdı. Mahmud'un ölümünden kısa bir süre sonra ilan edilen ve memurların daha yüksek bir statü kazanmasında kritik önem taşıyan Gülhane Hatt-ı Hümayunu (1839) sadece seçkinlerin değil her dinden te­baanın eşit haklara sahip olmasını ve bütün davaların hukuk kurallarına göre yürütülmesini garanti altına alı­ yordu.
Sayfa 259·Kitabı okudu
Osmanlılar, 18. yüzyılın sonuna doğru bir dizi krizle yüz yüze gelince, imparatorluğu savunmak için mutlaka yeni yollar bulma ihtiyacını hissettiler. Rusya'nın impa­ratorluğun en tehlikeli düşmanı olduğu 1768-1774 Os­manlı-Rus Savaşıyla ayan beyan ortaya çıktı; Karadeniz artık Osmanlıların tekelinde değildi, Kırım üzerindeki egemenlikleri de sona ermişti (nitekim Ruslar çok geç­ meden Kırım'ı ilhak ettiler); dünyanın dört bir köşesin­ de Müslümanlar artık padişahın İslamı savunup savu­namayacağından emin değillerdi. Napolyon'un 1798'de Mısır'ı işgali, tehlikenin imparatorluğun Avrupa'daki sı­nırlarına mahsus olmadığını gösterdi. Kısmen bu yenil­giler ve 1820'lerdeki Yunan Devrimi gibi krizler sebebiyle Osmanlılar 1 760'lardan 1830'ların sonuna kadar bitmek bilmeyen ağır bir iktisadi buhranla da yüz yüze geldiler.
Sayfa 256·Kitabı okudu
Türk halklarının geçirdiği ilk büyük dönüşüm, yani İslam dünyasıyla bütünleşmeleri, iki anlamda harekete dayanıyordu: Bazı Türkler Ortadoğu'da İslamiyetin es­kiden beri egemen olduğu topraklara göç ederek İslama gelmişlerdi; öte yandan İç Asya'da eskiden başka dinle­rin egemen olduğu topraklarda yayılan İslamiyet oradaki Türklerin ayağına gelmişti. İkinci büyük dönüşümde, yani modern dünyaya dahil oluşlarında ise Türkler modernlik ayaklarına gelsin diye bir yerlere gitmek zorunda kalma­dılar; yine de daha sonra bazıları dünyanın dört bir köşe­ sine dağılıp bir diyaspora oluşturacaklardı.
Sayfa 219·Kitabı okudu
Reklam