deniz taşkın

deniz taşkın
@tskdnz
İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
İbn Haldun'un Kuzey Afrika'da göçebe devlet oluşumu incelemesinden çıkarsadığı gibi, bu bir yoksulluktan servete ulaşmanın, sonra yine yoksulluğa dönüşün öyküsüdür; her yeni fatih ordusuyla gelip şehirleri ele geçirir, lüks hayata gömülür ve bir sonraki fetih dalgasının avı olur. Belirli bir zaman diliminde, bu siyasi birimlerin en büyük zaafının ikta sis­temindeki bölücü eğilimler olduğu görülür; yani eskiden otlakların parça parça dağıtılması gibi, yeni imparator­luğun eyaletleri de hükümran hanedanın üyelerine dağı­tılmaktadır. Ancak Osmanlılar, belki de benzersiz şekilde, eski hanedanların uygulamalarından, böyle bir parçalan­madan her ne şekilde olursa olsun kaçınılması gerektiği dersini çıkarmışlardı.
Sayfa 210·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Osmanlı İmparatorluğunun müstesna oluşunun sebebi sadece İslam ya da Türk-Moğol tarihindeki en uzun süre ayakta kalan ve en büyük devletlerden biri olması değildir. Osmanlı-Türk saray kültürü ve dilinin kozmopolit niteli­ğini hesaba kattığımızda bile, aynı dönemdeki Türk kö­kenli hanedanlar arasında, demografik ve kültürel olarak en güçlü Türk damgasını vuran da Osmanlılarda.
Sayfa 201·Kitabı okudu
Tarihin bir cilvesi de, adem-i merkeziyetçilik eğilimi­nin sarayda başlamasıdır. Padişahlar savaşçı pederşa­hi hükümdarlardan, yönetmekten ziyade saltanat süren yerleşik hükümdarlara dönüşüyorlardı; aynı zamanda, yönetici eliti muazzam bir hanehalkı içindeki kullar ola­rak gören eski disiplini sürdürmek zorlaşmıştı. Kanuni Süleyman hanedan kızlarını yüksek rütbeli kapıkullarıyla evlendirmeyi adet edinmişti, böylece bu kapıkulları hem padişah damadı hem de vezir ve serdar oldular. Bu damat­lar, kendilerine gulam satın almaya, kendi hanehalkları­nı kurmaya ve yönetici sınıf içinde kendi hanehalklarına dayanan hizipler oluşturmaya başladılar. Padişahlar artık sancağa çıkıp yöneticilikte pişmeden, kanlı taht kavgala­rına girmeden tahta çıktıkları için kendi hanehalklarına eskisi kadar hükmedemiyorlardı. 17. yüzyılın başında sa­rayda hizipçilik aldı yürüdü. Yüksek rütbedeki saray ka­dınlarının, özellikle de valide sultanın eline büyük nüfuz geçti, saray dışındaki güçlü devlet adamlarıyla evlendiri­len padişah kızları hizip ağlarında anahtar halka oldular. 1656'ya gelindiğinde bu örüntü artık dönemin ihtiyaçla­rına cevap vermez olmuştu. Bu sırada Turhan Valide Sul­tan, Köprülülerden ilkinin olağanüstü yetkilerle sadrazam atanmasını sağladı; böylece bir elit hanedan diğerlerini kontrol edecekti. Köprülü ailesi elli yıl boyunca siyasete ve himaye ilişkilerine hakim oldu, yine de padişahlar ara­da bir hanedanın reisi ve kumandanı olarak yeniden ikti­darı ele almayı denediler. Sadrazamlar bazen büyük ha­nehalkı hiziplerinden, bazen de saraydan ve destekçileri arasından atanıyordu. İkinci Viyana Kuşatması başarısız olup (1683) Karlofça Antlaşması da toprak kayıplarına yol açınca (1699) hem Köprülüler hem de sarayda kontrolü ye­niden ele geçirme çabaları sarsıntı geçirdi. Bundan
Sayfa 197·Kitabı okudu
Osmanlılar 1600-1800 arasında bir bunalım ve uyum sağlama dönemine girdiler. Ama zamanın İslam impara­torluklarından sadece onlar 19. yüzyıla belirgin bir özerk­liğe sahip olarak girebildim.
Sayfa 196·Kitabı okudu
Bir "çiftçi imparatorluğu" olarak Osmanlı devletinin, aynı topraklarda hüküm sürmüş Roma ve Bizans imparator­luklarıyla ortak noktaları, Türk halklarının eski tarihin­ deki bozkır imparatorluklarıyla paylaştığı noktalardan çok daha fazlaydı.
Sayfa 195·Kitabı okudu