deniz taşkın

deniz taşkın
@tskdnz
İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
1240-1340 arasında bu uç boyu ortamında bazı ciddi krizler hem Türk devlet oluşumunun makro­ politikasına hem de kabilelerin mikropolitikasına darbe vurdu. 1243'ten itibaren Moğolların Anadolu'yu tekrar tekrar istila edip haraç almaları Rum Selçuklularını zayıflattı... 1340'larda veba Bi­zans ve Anadolu'nun bazı kesimlerine büyük bir darbe indirdi, ama belki de okur yazar görgü tanıkları vebadan öldüğü için Osmanlı tarihlerinde hiç anlatılmamıştır ve hala anlatılmıyor. Artık devlet kurmaya kalkışanların, dağınık, fakat geçici olarak bir araya gelebilen olağandışı sayıdaki grupların için için kaynadığı bir toplum man­zarasını göze almaları gerekecekti. Rum Selçuklularının uç boylarında kurulan bir dizi yeni beylik Anadolu siya­setinin dinamik unsuru oldu. Bunların birinden Osmanlı İmparatorluğu doğacaktır.
Sayfa 122·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Türkler Anadolu'ya 1071'de fatih olarak gelmişse bile, gelecekteki Türk halkı fatihler kadar fethe­dilenlerin de soyundan olacaktır.
Sayfa 122·Kitabı okudu
Anadolu'da, Malazgirt Muharebesi'nden sonra kültürler ve inançlar yüzyıllar boyu hem yan yana yaşadılar hem de birbirlerine rakip oldular. Belirli bir zaman diliminde uç boyu haline gelme­miş pek az yer vardı; bu uç boylarının hem Bizanslı hem de Müslüman savunucuları birbirlerini iyice tanıma fırsa­tı buldular. Ama uzun vadede Anadolu Müslümanlaşacak ve Türkleşecekti.
Sayfa 122·Kitabı okudu
Anadolu Türk kültürünün önemli bir yansıması da, Türk halkları arasında yaygın efsanelerde Danişmenoğullarının atası olarak gösterilen Seyyid Bat­tal Gazi'nin serüvenlerini anlatan destandır. Aslında 9. yüzyılda Bizanslılara karşı savaşan bir Arap komutanı olan Battal Gazi önce Arapça efsanelere, sonra da 11. yüz­yıl sonu ya da 12. yüzyılın başlarından itibaren Türkçe ef­sanelere girmiştir. Uç boylarının Battalname'de de adı ge­çen Bizanslı kahramanı Digenis Akritas'a benzeyen Battal Gazi'nin bir Türk hanedanının atası olarak efsanelere gi­rişi, Türklerin Anadolu'nun uç boyu dünyasının bağdaş­tırıcı çözgü ve atkılarına kendilerini nasıl bağladıklarını gösterir. Battalname'nin devamı gibi olan Danişmend­name, Danişmend gazilerinin serüvenlerini ayrıntılarıyla anlatır; kadın ya da erkek kahramanların maceraları İs­lamiyetin uç boylarındaki bireylerin din değiştirmesini, aileler arası evlilikleri, melezleşmeyi ve gazilerin yiğitlik­lerini birbirine dokur. Bugünkü biçimini 1200'den sonra alan Dede Korkut Destanı da, tema tutarlılığına hiç aldır­madan, o dönemin olaylarını ve gaza gibi İslami iplikleri Oğuz Türklerinin İslam öncesi kahramanlıklarını çağrış­tıran bir dizi halk masalına işler.
Sayfa 121·Kitabı okudu
Tarihçiler Toğrul, Alp Arslan ve Melik Şah'ın impara­torluğuna, 1092'de dağıldığında kurulan küçük Selçuklu ve atabeg devletlerinden ayırmak için "Büyük Selçuk­lu İmparatorluğu" derler. Bu küçük devletlerden biri de Anadolu'da kurulan Selçuklu Rum devletidir (Araplar Anadolu'ya "biladü'r-Rum," yani -Bizanslılar anlamın­ da- "Romalıların ülkesi" derdi). 1071 ile Moğolların Rum Selçuklularını istilası (1243) arasında belki de bir milyon Türk Anadolu'ya girmiş; en büyük etnik grup olmamakla beraber bütün bölgeye yayılan tek grubu oluşturmuşlar­dı. Gelenlerin bir kısmı "kabilelerin bütününden değil, bazı gruplarından" müteşekkildi, ayrıca gaziler ve derviş­ler gibi başka sosyal gruplar vardı. Selçuklu hane­danının isyancı bir kolu olan Kutlumuş oğulları Anado­lu'ya göçenlerden bazılarını etraflarına topladılar. Kutlu­muş'un oğullarından biri, Süleyman, Konya'yı aldı, baş­kenti yaptı ve kendini sultan ilan etti. Bizans'ın denetimi tekrar elde etme çabaları 1176 Miryokefalon Muharebe­si'nde sona erdi, Selçuklu Rum Sultanlığı da 13. yüzyılın başında doruğuna ulaştı. Rum Selçukluları, Moğol istilası (1243) sonucunda haraç ödeyen devlet statüsüne düşme­den önce bile hanedan çatışmaları ve Anadolu'daki diğer küçük Türk devletlerinin rekabetiyle yüz yüze gelmişti. Özellikle Danişmendoğulları bütün bu dönem boyun­ca Kuzey-orta Anadolu'yu ellerinde tuttular. Bu arada, Anadolu'nun Türkleşmesine yol açan göç dalgası sırasın­da, tarihin bir cilvesi olarak doğudan gelen ve Farsça konuşan alimler Konya Selçuklu sarayını Fars-İslam saray kültürünün yeni merkezi haline getirmişlerdi. Büyük ta­savvuf şairi Celaleddin Rumi (1207-1273) bu kültürün en parlak örneğidir.
Sayfa 120·Kitabı okudu