İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bizler, korkunç bir yanılsamanın kurbanlarıyız. Bu, hayallerimizi takip ederek yaşayabileceğimize dair bir yanılsamadır. Doğanın hiç bir zaman mazur görmeyeceğini unuttuk.
Kısmen Müslüman Türklerin yeni inançlarıyla eski yaşamları pahasına özdeşleşmeleri, kısmen de hiçbir iç Asya Türk hanedanının Osmanlılar gibi bir sürekliliğe erişememesi yüzünden, Türk-İslam edebi geleneği Orta Asya'da 15. yüzyıla kadar süreklilik elde edemedi. Bunun başka bir sebebi de Orta Asya'da nüfusun çoğunluğu okuryazar olmadığından Türk halkları arasında sözlü kültürün devam etmesiydi. Daha sonra yazıya geçirilen Kutadgu Bilig'in öndeyişlerinden birinde şöyle denir: "Her kasaba ve şehir, her saray, bu kitaba başka bir isim verdi."
İlk Türk-İslam edebi kültürü Karahanlılar döneminde biçimlendi. Himayelerinde yazılan en önemli İslami içerikli eser Yusuf Has Hacib'in 1069 tarihli Kutadgu Bilig'idir. Nizamülmülk'ün Farsça eseri gibi bu da bir siyasetnamedir; bir "has hacib," yani hükümdarın özel mabeyncisi ya da kethüdası tarafından yazılmıştır. Hükümdarlar için yazılan bu gibi Farsça elkitaplarının tersine Türkçe nazım bir eserdir; dört alegorik karakter arasında geçen bir tartışma olarak düzenlenmiştir ve karakterlerden üçü ahlakçı devlet yönetimi ile toplum yaşamını, biri de mutasavvıfların buna zıt olan münzeviliğini savunur.
Yazar, "Bu Türkçe sözünü yabani hayvan gibi gördüm, onu yavaşça tuttum, kendime yaklaştırdım" ifadesiyle edebi bir lisan olarak Türkçeyi nasıl ehlileştirdiğini anlatarak, Türk devlet yönetiminin temalarını İslam değerleriyle ve özellikle de İranlı ya da Yunanlı olmak üzere İslamiyet öncesi kaynaklardan derlediği felsefi ilkelerle titizce özdeşleştirir. Başlıktaki "kutadgu" ilk Türk devletlerinin "tanrı buyruğu"na gönderme yapmak için kullandıkları "kut"tan türer; böylece eser, İran'ın İslam öncesi şahlarının "fer" iddiası ve ilk başta talih anlamına gelen sonra da bunun uzantısı olarak bugünkü anlamına dönüşen Arapça "devlet" terimiyle "kutlu olma" kavramını denk görür.
Türkler Ortadoğu'ya girdiği sırada, Maveraünnehir'de ki Karahanlılar devleti ilk Türk-İslam edebi kültürünün yaratılmasını sağlayarak Türklerin tarihinde kendine kalıcı bir yer edindi. Karahanlılar Uygur devletinin 840'ta yıkılmasından sonra kağan unvanını ele geçirmişlerdi; hanedanları Aşina boyundan gelmiş olabilir. Bu devlet, doğuda ve batıda iki kağan ve altlarında dört alt yönetici bulunması dahil, geleneksel Türk devlet oluşumunun bir çok özelliğini taşıyordu. Her kağan ve alt yönetici unvanının yanında bir de hayvan adı vardı. Doğudaki "arslan kara kağan" batıdaki "buğra [deve] kara kağan" dan üstündü örneğin. Karahanlı Satuk Buğra Han 955'te İslamiyeti kabul etti; Arap kaynakları hemen ardından, 960'ta "iki yüz bin çadır Türkün" İslamiyeti kabul ettiğini yazar. Böylece Karahanlılar Sir Derya'nın ötesindeki ilk Müslüman Türk devleti oldular. İslam dünyası İç Asya'ya doğru yayılmaya başlamıştı.