Abbasi halifeleri Türk kölemenleri 9. yüzyılın başlarında kullanmaya başlamışlardı. Özellikle el-Mutasım'ın (833-842) maiyetinde Türk gulam ya da memluk birlikleri vardı. Mal gibi görülen ev kölelerinin aksine gulamlar güçlü efendilerinin vekili olarak titizce eğitilirlerdi; efendi için bu kadar değerli olmalarının sebebi, ona kayıtsız şartsız sadakat göstermeleriydi. Belki de en ünlü siyasetname yazarı olan Selçuklu veziri Nizamülmülk (1018-1092) şöyle demişti:
Bir sadık kul üç yüz oğuldan yeğdir;
oğul babanın ölümünü, kul kutunu diler.
Bu düşünce her zaman yarar getirmiyordu, ama inatla sürdürülmesi askeri köleliği bin yıl boyunca Ortadoğu'da devlet oluşumunun anahtar özelliği haline getirdi. Abbasiler açısından ne yazık ki, kölemenler saray muhafızlığından alay komutanlığına, oradan da asi vali, yerel hanedan kurucusu, hatta Bağdat'ta hükümdarları tahta çıkaracak kadar nüfuzlu konumlara kadar giden yolu yirmi otuz yıl içinde katediverdiler. İslam halifeliğini sağlamlaştırması gereken güçler halifelik içindeki merkez kaç eğilimleri güçlendirmişti. Örnekler arasında Mısır ve Suriye'deki Tulun! hanedanını (868-905) ve Mısır'daki ardılları İhşidileri (935-969) sayabiliriz.
Bu dönemde ordularında Türk kökenli gulamlara en fazla yer verenler, Maveraünnehir sınır bölgesinin İranlı vali hanedanı Samaniler oldu (819-1005). Samaniler yeni yeni gelişmekte olan Fars-İslam edebi kültürünün de hamileriydi. Köle almak için öyle çok akın düzenliyorlardı ve köle ticaretinde öyle faaldiler ki 1O. yüzyılın sonunda köle piyasası fazlasıyla doydu ve fiyatlar düştü. Nizamülmülk Samanilerin köle eğitim sistemini örnek göstermişti. Belki de sistem fazla iyiydi; Samanilerin köle birliklerinden çıkan hanedan, Gazneliler, efendilerini çabucak gölgede bıraktı. Gazneliler