deniz taşkın

deniz taşkın
@tskdnz
İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Türk İmparatorluğunun Şyungnulara dayanan siyasi sistemi, yüzyıllar boyunca Türk devletlerine model oluş­turdu. Tepede, devleti tanrıdan aldığı güçle (kut) yöneten kağan vardı, hükümdar olarak işlevlerini başarıyla yerine getirerek tanrının gözdesi olduğunu gösterir, kutunu ete kemiğe büründürürdü. Başta gelen görevlerinden biri, Şamanist çağrışımları olan ayinleri yönetmekti. Kağanın Ötüken Dağını denetim altında tutup bu dağdaki kutsal mekanlarda ata törenlerini düzenlemesi de gerekiyordu. Büyük bir ihtimalle daha önce Şyungnularda da oldu­ğu gibi, Türklerde de at ya da yak kuyruğundan yapılma sancaklar, çoğu kez bayraklar ve davullar hükümdarlığın simgesi sayılır, savaşlardan önce üstlerine kımız dökü­lerek kutsanırdı. Tahta geçme töreninde kağan önce bir keçe örtüye sarılıp dokuz kere kendi etrafında döndürü­lür, sonra bir ata bindirilip koşturulur, daha sonra da bir ipek şalla neredeyse boğulana dek boğazı sıkılırdı. Tam bilincini yitireceği sırada kaç yıl hüküm süreceği sorulur­du. Arap coğrafyacı el-İstahri, Türk İmparatorluğundan sonra kurulan Hazar devletinde de süren bu töreni anlatır ve söylediği kadar yıl geçtikten sonra kağanın öldürüldü­ ğünü söyler. Kağan mutlaka Aşina boyundan olmalıydı, hatun yani kağanın ilk karısı da Aşete boyundan. Kağan ile hatun sadece hükümran çift olarak görülmüyordu; kağan, Türk panteonunun en yüce tanrısı Tengri'nin, hatun da doğur­ganlık tanrıçası Umay'ın suretiydi. Kağanın kutunu bü­tün hanedan paylaşıyordu. Ne kağanın ne de başka ha­nedan üyelerinin kanı akıtılabilirdi; idam edileceklerse boğdurulurlardı.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Siyasi olarak Türk İmparatorluğu "bir kabile kon­federasyonundan doğmuştu." Çekirdeğinde "iç kabileler" vardı (hükümran boy ve müttefikleri, ayrıca evlilik yoluy­la akraba olunan kabileler); ikinci katmanda hanedanla­rını sürdürüp kendi istekleriyle konfederasyona katılan kabileler yer alıyordu. Üçüncü katmanda zorla konfede­rasyona katılması sağlanan kabileler vardı; genellikle bu kabilelerin yönetici ailelerinin yerine bazı devlet memur­ları atanıyordu. Son olarak da haraç ödeyen yerleşik top­lumlar vardı. İmparatorluğa tabi olup kendi hükümdarla­rınca yönetilen halklar arasında Sogdlar da bulunuyordu. Belli başlı merkezleri Buhara ve Semerkand'ın dışında, uzak bölgelerde ticaret kolonileri de kurmuş olan Sogdlar Çin pazarını askeri gücüyle zorla da olsa açabilen bu gö­çebe devletle isteyerek işbirliği yapıyorlardı.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Çin kaynakları Türklerin tarihini 439 yılına kadar götü­rür; bu tarihte hepsinin soy adı A-şih-na olan 500'e yakın aile Ruran topraklarına yerleşmiş, devlet hesabına demir araç gereç yapmaya başlamışlardı. Ruran devleti, mutla­ka bu ailelerin de baskısıyla dağıldığında, A-şih-na'lar 552'de iktidarı ele geçirdi. Tam bu noktada "Türk" sadece bir kabile adı olmaktan çıkıp siyasi bir yafta haline geldi; yavaş yavaş bu ad asıl Türk kabilesinden gelmeyen çeşitli halklar için de kullanılacaktı.
Sayfa 70·Kitabı okudu
Türk dilinde yazılıp günümüze kalan en eski metin, Orhon yazıtlarıdır; aynı adı taşıyan ırmağa yakın dikili taşlara kazınmış olan bu yazıtlarda Türk dillerinde olmayan, oysa bu dillerle iliş­kisi bulunmayan İç Asya dillerinde görülen kelimeler de vardır.
Sayfa 69·Kitabı okudu
Kutsal mekanlara sahip olmak egemenlik­le özdeşti. İlk Türk İmparatorluğunda kağan ile ileri gelen kişiler atalarının mağarasında ata ayinleri yaparlardı; bu mağara Türklerin Moğolistan'daki kutsal sığınağı olan Ötüken ormanlarının yer aldığı dağlardaydı, belki de bir demir madeniydi.
Sayfa 67·Kitabı okudu