Ne var ki İÔ 4. binyılda, genelde kuraklığın hüküm sürdüğü bir bölgede, hayvanların ehlileştirilmesine dayanan yaşam biçimleri tarımdan daha uygun bulunmaya başlandı. "Hayvancılık yapılan İç Asya ile tarım yapılan Dış Avrasya" arasında, o gün bugündür süregelen tezat ortaya çıkmaya başlamıştı. İÔ 6000' e doğru sığır, koyun ve keçi ehlileştirildi. Bu hayvanlar, özellikle de koyun, kurak kuşağı ekonomik bakımdan üretici hale getirmekte çok önemli olsa da, bozkırdaki ikinci bir icat dalgası hareketlilik ve savaş açısından çok daha büyük bir öneme haizdi. Ata binme, seçici at yetiştirme ve tekerlek, bugünkü Ukrayna ile Rus Kazak sınırı arasındaki bozkırda İÔ 4000-2000 arasında geliştirilmişe, buradan da diğer bölgelere yayılmışa benziyor. Orta Asya'nın çift hörgüçlü Baktria develeri İÔ 3. binyılda, daha güneyde Arabistan'ın tek hörgüçlü hecin develeri de yaklaşık aynı dönemde ehlileştirilmiş ti. Hayvanların sütünden, yününden ve taşıma gücünden yararlanmak için geliştirilen teknikler bölge halklarının becerikliliğini artırarak göçebe hayvancılar olarak tarım yapılamayacak kadar kurak kuşaklara yayılabilmelerini sağladı. İç Asya göçebeleri atın egemen olduğu hayvancılık biçiminin askeri potansiyelini geliştirdiklerinde, "belli başlı bütün hayvancılık biçimlerinin en fazla hareket ve savaş kabiliyeti olanını" ortaya çıkardılar.