deniz taşkın

deniz taşkın
@tskdnz
İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
İskitler kub­beli, keçe kaplı çadırlarda yaşıyordu ancak daha sonra Türkler ve Moğolların kullanacağı sökülebilir çadırı henüz geliştirememişlerdi, dolayısıyla evlerini araba­larla nakletmek zorundaydılar. Daha sonra Moğollarda görülecek su tabusunu hatırlatır şekilde, Saka erkekle­ri "asla vücutlarına su sürmüyor" temizlik ve törensel arınma için buhar banyosu kullanıyorlardı; yani bir ça­dırın içine kızgın taşlar yerleştiriliyor, üstlerine su ve kenevir tohumu atılıyordu (kenevir tohumunun buhara karışmasıyla kendilerinden geçiyorlardı). Kadınlar ise dövdükleri kokulu otları suyla karıştırıp vücutlarına sürüyor, ertesi gün kazıyıp "pırıl pırıl, tertemiz oluyor­lardı.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bozkırın neolitik atçı kültürü, Ari dilleri ya da Hint-İran dillerini konuşanlarla birlikte, uzak diyarlara kadar yayıl­dı. Hem İranlıların hem de Hintlilerin kendilerine Ari de­mesi, "Güneye inmeden önce bir zamanlar Güney Rusya ve Sibirya'nın bozkırlarında hep birlikte yaşayan ayrışmamış bir halk oldukları" fikrini çağnştırır. Urallar'dan Batı Çin'e kadar bütün bozkırlara yayılmış olan tarih öncesi ilk kül­tür Andronovo kültürüydü ve Hint-Ari Sintaşta-Petrovka kültürünün (İÔ 2100-1 700) varisiydi.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Ne var ki İÔ 4. binyılda, genelde kuraklığın hüküm sür­düğü bir bölgede, hayvanların ehlileştirilmesine dayanan yaşam biçimleri tarımdan daha uygun bulunmaya baş­landı. "Hayvancılık yapılan İç Asya ile tarım yapılan Dış Avrasya" arasında, o gün bugündür süregelen tezat ortaya çıkmaya başlamıştı. İÔ 6000' e doğru sığır, koyun ve keçi ehlileştirildi. Bu hayvanlar, özellikle de koyun, kurak kuşa­ğı ekonomik bakımdan üretici hale getirmekte çok önemli olsa da, bozkırdaki ikinci bir icat dalgası hareketlilik ve savaş açısından çok daha büyük bir öneme haizdi. Ata bin­me, seçici at yetiştirme ve tekerlek, bugünkü Ukrayna ile Rus Kazak sınırı arasındaki bozkırda İÔ 4000-2000 ara­sında geliştirilmişe, buradan da diğer bölgelere yayılmı­şa benziyor. Orta Asya'nın çift hörgüçlü Baktria develeri İÔ 3. binyılda, daha güneyde Arabistan'ın tek hörgüçlü hecin develeri de yaklaşık aynı dönemde ehlileştirilmiş­ ti. Hayvanların sütünden, yününden ve taşıma gücünden yararlanmak için geliştirilen teknikler bölge halklarının becerikliliğini artırarak göçebe hayvancılar olarak tarım yapılamayacak kadar kurak kuşaklara yayılabilmelerini sağladı. İç Asya göçebeleri atın egemen olduğu hayvancı­lık biçiminin askeri potansiyelini geliştirdiklerinde, "belli başlı bütün hayvancılık biçimlerinin en fazla hareket ve savaş kabiliyeti olanını" ortaya çıkardılar.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Genel olarak dünya tarihinde neolitik çağ tarımın ortaya çıktığı dönemdir; böylece nüfus hızla artmış, uygarlıklar doğmuş­tu. Arkeolojik kanıtlara göre bu dönemde tarım İç Avras­ya'ya, örneğin İÔ 7000 civarında bugünkü Türkmenistan'ın güney sınırlarına doğru yayılmaya başlamıştı. Bölge ku­rak olduğu için tarım sadece vahalar ve ırmak vadilerinde yapılabiliyordu. Yine de İç Asya'nın tarım potansiyeli her zaman belirgin olmuştur. Uzun yüzyıllar boyunca bölgede buğday ve pirinç yetişmiş, meyvelerinin ünü (elma, şeftali, nar, kayısı, kiraz, kavun ve üzüm; dolayısıyla şarap) her yere yayılmıştı. İç Asya'da tarım kuşaklarındaki ürün fazlası sa­yesinde İÔ 3. binyıl gibi erken bir tarihte bile kasaba ve kentler ortaya çıktı. Zaman içinde bu kentler birer ticaret ve zanaat merkezi oldu ve "özgün bir vaha kültürü" gelişti. İç Asya'da sadece bozkır ve çöl yoktu; insanlar tarıma yaban­cı olmadığı gibi, bozkır halkları için tarım ürünlerini elde etmenin tek yolu şu sık sık sözü edilen "ticaret ve yağma" değildi; yine de tarihlerinde bu iki faaliyet öne çıkıyordu.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Şyungnular da, İÔ 1. binyılda etnik-dilsel kimlikleri baskın biçimde Hint-Avrupalı olan başka bozkır halklarının biçimlendirdiği bozkır yaşamı ge­leneğinin mirasçısıydı. Bu halkların en dikkate değer olanı, bozkır ortamına uyum sağlamak için geliştirdikleri yöntem­ler 2000 yıl boyunca sürecek olan, Yunanlıların verdiği adla İskitlerdi (İranlılar onlara Saka derlerdi). İskitler ya da Saka­ların bozkır yaşamına uyum sağlamaları da tarih öncesi dö­neme dayanır.
Sayfa 42·Kitabı okudu