İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Türk halklarının kökeni iyi belgelenmiş değildir. Oysa Türkler ya da ataları, henüz adları tarih kaynaklarında ortaya çıkmamışken Avrasya tarihinde bölgesel olmaktan çok daha büyük bir rol oynamışlardı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Türk halkları imparatorluk kurmakla ünlüdür, ama burada da aralarında büyük farklar vardır. Türkler büyük imparatorluklar yaratmış ya da böyle imparatorluklara hizmet etmişlerdir. Ancak göçebe hayvancılar olarak yaşayan Türkler genellikle devletsiz yaşamayı ya da siyasi bakımdan adem-i merkeziyetçiliği tercih etmiş, bütün göçebeler gibi devlet egemenliğine sonuna kadar direnme eğilimi göstermişlerdir.
Türklerde aynılıkların değil de farklılıkların ağırlıkta olduğunu görmek için en kalabalık ve en iyi bilinen Türk halklarına değil, diğerlerine bakmak gerekir. Türk halklarının çevrelerindeki küçük halkları da hesaba kattığımızda dil tek ortak nokta gibidir. İnanç bakımından baktığımızda da bütün Türklerin Müslüman olmadığını görürüz. Bir zamanlar hiçbirinin Müslüman olmayışı bir yana, bazıları hiçbir zaman Müslümanlığı kabul etmemiştir. Tarihsel olarak Müslüman olmayan Türkler arasında Orto doks Hıristiyanlar (Tuna deltasındaki Gagavuzlar, Volga bölgesindeki Çuvaşlar, Sibirya'daki Yakutlar ve daha küçük halklar), Budistler (Sibirya'daki Tuvalılar ya da Çin'in Gansu eyaletindeki Sarı Uygurlar), biraz da Yahudi (Doğu Avrupa'daki Karaim) vardır. Genelde Şamanizm olarak adlandırılan geleneksel İç Asya kültleri, birçok yerde, başka inançların içinde hala yaşamaktadır. Sovyetler Birliği'nin çöküşünün ardından Sibirya'da, Hıristiyanlığı zorla kabul ettirilmelerinden 300 yıl sonra Yakutlar ve başka halklar Ortodoksluğu tamamen reddedip yeniden Şamanizm' e dönmüşlerdir.
Eskiden Avrasya'yı kateden Türk otobüsündeki ya da kervandaki yolculardan bazıları aynı halk kategorisinden olduklarını belki hiç düşünmemişlerdi. İşte bu durum, Türk halkları arasındaki birlik ve ayrılık konusunda sorular sormamıza yol açtığı gibi, kültür ve etnisite gibi kategorilerin nasıl akışkan olabileceği; uygarlığın, üstünden İpek Yolu gibi ağların geçtiği "fay hatlarını" insanların nasıl sessiz sedasız aşabilecekleri hakkında da büyüleyici öngörüler sunar.
Tarihin belki de en eski çatışması, bozkır ile ekili arazi, tarım toplumları ile tarım yapılamayacak kadar kurak topraklarda zorunlu olarak hayvancılığa yönelen toplumlar arasındadır.