İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Çocuklar bir noktaya kadar kavrayamayan, derken bir noktada kavramaya başlayan insanlardır. Bu anlamda, bir kez kavradıktan sonra herhangi bir çaba sarf edilmemiş izlenimi yaratan kavrama uğraşı adına neyin kaybedildiğini, nelerden feragat edildiğini düşünmemiz icap edebilir. Göreceğimiz üzere, kavramak küçük düşmemek (ya da kavranması gereken "şeyin" sizi indirgemesine izin vermemek) anlamına gelir ve bu sebeple -veya belki de başka sebeple- kavramak yaşadığımız en büyük hazlar arasında yer alan ya da bize en büyük rahatlamayı yaşatan duygudur.
Kavramak bize bir çeşit haz veriyorsa, kavrayamamanın, dışarıda bırakıldığımız ya da hiçbir fikrimizin olmadığı durumların getireceği hazlar nelerdir?
Bildiğimiz kadarıyla bu güne dek yeryüzünde maymunlar, fareler ve Dünya gezegenindeki diger hayvanlar dışında bilinçli bir varlık yoktu. Şimdi bilinçsiz ama çok güçlü bir yabancı zeka yarattık. Eğer doğru bir şekilde kullanamazsak, yapay zeka yalnızca Dünya'daki insan egemenliğini yıkmala kalmayıp, bilincin ışığını da sondürerek evreni zifiri karanlık bir diyara dönüştürebilir. Buna engel olmak bizim sorumluluğumuzdur.
Tüm insan etkileşimlerini salt bir güç mücadelesine indirgemeyi reddetmek, sadece geçmişe dair daha eksiksiz, daha incelikli bir anlayış kazanmak için değil, geleceğimiz hakkında daha umutlu ve yapıcı bir tutuma sahip olmak için de çok önemlidir. Tek gerçeklik güç olsaydı, anlaşmazlıkları çözmenin tek yolu şiddet olurdu.