İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Fazla hayal kuran bir adam, hayaline gerçeklik katmaya ihtiyaç duyar. Hayale gerçeklikle birlikte, gerçekliğin dengesini de katmak zorundadır. Hayale gerçekliğin dengesini katarsa, bu sefer de hayatın gerçekliğinden olduğu gibi hayalin gerçekliğinden de ve gerçekdışı hayattan olduğu kadar hayalin gerçekdışılığından da
mustarip olur.
Hayatım üşüyor. Varlığım nemli mağaralardan, yeraltındaki ışıksız mezarlardan ibaret. Son imparatorluğu ayakta tutan son ordunun uğradığı büyük bozgunum ben. Bitmiş bir uygarlığın tadını alıyorum kendimden – eski, muzaffer bir uygarlığın. Bir vakitler bir bakıma başkalarına hükmeden ben, yalnızım artık, yüzüstü bırakılmışım. Hep yol gösterenim olmuşken, dostsuz, kılavuzsuz kalmışım.