İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Hepimiz, tam kararında bir ömrü olan fanileriz. Ne azdır müddetimiz, ne de fazla. Bazıları ölür ölmez ölür, kimileriyse kendilerini görüp sevmiş olanların anılarında yaşar biraz daha; uluslarının ya da ait oldukları uygarlığın
belleğinde yaşayanlar da vardır; ve bir de başından sonuna dek, ayrıksı uygarlıkların tersine akışına uyanlar ki, sayıları üç beşi geçmez. Ama hepsini kuşatır zamanın yıkıcılığı ve sonunda yutar; evet, yıkıcılığın açgözlülüğünün kurbanı olur hepsi ve [...]
Kalıcı olmak bir Arzu’dur, sonsuzluk ise bir yanılsama.
İnsanlık için yarattıklarının kaderi, Yeryüzü’nün bir kere soğumasına bakar. Gelecek kuşaklara verdiklerin ya seninle doludur tıka basa ve senden başkası anlamaz ya da çağınla doludur ki, öbür çağlar anlamayacaktır veya bütün çağlara bir mesajdır, o zaman da bütün çağların hızla koştuğu nihai uçurum için anlaşılmaz olarak kalacaktır.
Dünya yüzündeki insanlar, dünyayı sarsacak ya da değiştirecek ne yapmakta? Konu değerli adamlar olduğunda, hepsi birbirinden değerli değil midir? Sıradan insanlar değerlerini birbirlerinden alır; eylem adamları, yorumladıkları güçten; fikir adamları ise yarattıklarından.