deniz taşkın

deniz taşkın
@tskdnz
İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Bayramiye tarikatının kurucusu Hacı Bayram Veli, tasavvufi terbiye­sini Somuncu Baba adıyla bilinen Şeyh Hamidüddin Aksarayi'den almıştır. ilerleyen sayfalarda daha detaylı anlatılacağı üzere, hayahnın önemli bir bö­lümünü şeyhinin yanında geçiren Hacı Bayram Veli, devrin Anadolu'sunda büyük itibara sahip olduğu anlaşılan Somuncu Baba'dan aldığı tasavvufi terbiyeyi tarikat formahna dönüştürerek, şeyhinin fikirlerini çok daha geniş bir coğrafyaya yaymıştır. Meseleye bu noktadan yaklaşıldığında Şeyh Hamidüddin Aksarayi'nin Bayramilik tarikatının serçeşmesi olduğunu ileri sür­mek çok iddialı bir yorum olmasa gerektir.
Sayfa 91·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
rken Osmanlı devrinin önde gelen tarikatlarından olup ilerleyen za­ manla imparatorluk coğrafyasının geniş bir bölümüne nüfuz eden Bayramilik, adını dönemin meşhur şeyhleri arasında kabul edilen Hacı Bayram Veli'den almıştır. Ankara merkezli olarak kurulan bu tarikat, Halvetiliğin ve Nakşibendiliğin Ahi gelenekleri içinde yeniden teşkilatlan­ dırılması suretiyle meydana getirilmiş, ayrıca Şah İsmail'in ataları tarafın­ dan temsil edilen, Sünni anlayışa sahip Erdebiliye'den de beslenmiştir. Kurulduğu devirden itibaren ağırlıklı olarak çiftçi, esnaf ve Osmanlı Ana­dolu' sunun asli unsurunu teşkil eden orta sınıfa mensup halk tabakası arasında büyük kabul görmüş, Hacı Bayram Veli'nin vefatından sonra geleneğini benimseyen şeyhler vasıtasıyla Orta ve Batı Anadolu'nun bazı şehir ve kasabalarında, 16. yüzyılın ortalarından itibaren ise payitaht İstan­bul ve Balkanlar'da temsil edilmiştir. Bayramilik kuruluşundan itibaren cezbe ve aşkı öne çıkaran, Muhyiddin ibnü'l-Arabi'nin temsil ettiği vah­det-i vücutçu tasavvuf anlayışına dayalı bir tarikat olarak faaliyet göstermiş, bu anlayış Bayramilikten türeyen Melamilik vasıtasıyla daha da ileri bir düzeye taşınmıştır.'
Sayfa 91·Kitabı okudu
Vilayetname yazarına inanmak gerekirse, Seyyid Ali Sultan ve arkadaş­ ları gerçekleştirdikleri fetihlerle Osmanlı ordusunun Balkan coğrafyasındaki ilerleyişlerini hızlandırırken, bazı psikolojik savaş yöntemleri de izlemişlerdir. Mesela, bir kaledeki diğer gayrimüslimleri korkutmak için öldürdükleri bir askeri şişe geçirip kızartmaları ile ilgili menkıbe buna bir örnektir. Osmanlı kroniklerinde de benzer motiflerine rastlanan bu olayın sonucunda, korkuya kapılan "kafirler" Müslüman olmuşlardır. Seyyid Ali Sultan ve arkadaşlarının yaptıkları bu fetihler sonraki dönemlerde yazılan Bektaşi nefeslerinde de yer bulmuş, şairler onu "Rumeli gazilerinin şahı" olarak nitelendirmişlerdir. Vilayetname'de yer alan ifadelerden Seyyid Ali Sultan ve arkadaşları­nın kalendermeşrep bir düşünce yapısına sahip oldukları anlaşılmaktadır. R. Yıldırım, Seyyid Ali Sultan'ı Babai İsyanından sonra Selçuklu otoritele­rinden kaçarak batıda kendileri için merkezden uzak, en uygun ve güvenilir yer olan Osmanlı topraklarına yönelen dervişlerin bu uclarda oluşturdulkları Vefai-Babai mistik geleneğine mensup bir derviş olarak kabul etmenin mümkün olabileceğini yazmaktadır. Bununla birlikte grubun İslamın te­mel şartlarından biri olan namaza karşı son derece duyarlı oldukları, bunun yanı sıra şarap içmedikleri, zina ve livata gibi kötü alışkanlıklardan kaçın­dıkları da ısrarla vurgulanır. İçlerinden biri, Fakih Abdüssamed, derviş gazi grubunun imamlığını yapmaktadır. Gerek Seyyid Ali Sultan ve gerekse Seyyid Rüstem Gazi namaz vakitlerine riayet etmekte, dağ başında dahi olsalar bu yükümlülüklerini ihmal etmemektedirler. Vilayetname'de Seyyid Ali Sultan'ın üzerinde sıkça durulan hususiyet­lerinden biri onun cezalandırıcılığıdır. Bir nazarla Emir Sultan'ın ölümüne sebebiyet vermesi, İslam dinine
Sayfa 87·Kitabı okudu
Her şeyden önce, Seyyid Ali Sultan, gazi-derviş olarak, fetih ve iskana çok önem ver­ mektedir. O, Rumeli'ni "şirkten temiz ve halas kılmak" fikrindedir. En fazla önem verdiği hususlardan biri gaza anlayışıdır ve bunu bizzat fiille­riyle ortaya koymuştur. Birge, onun bu yönünü erken dönem Bektaşiliği­ nin gaza karakteri olarak değerlendirir. I.Beldicianu-Steinherr, Seyyid Ali Sultan'ın, gaziliği üzerinde durmuş ve onun Yıldırım Bayezid döneminde Balkan fetihlerinde ön saflarda yer alan Hacı İlbeyi ile aynı kişi olduğunu ileri sürmüştür. Buna göre, başlangıçta kendi hesabına fetihler yapan Sey­yid Ali Sultan daha sonra Osmanlı tabiyetine girmiş, daha sonra da kendi adıyla anılan zaviyesini kurmuştur. Seyyid Ali Sultan'ın Hacı İlbeyi ile aynı kişi olduğunu ispatlayacak deliller mevcut olmamakla birlikte, onun Balkan fetihlerinde ön saflarda yer alan bir gazi olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Üstelik Seyyid Ali Sultan bu faaliyetlerini gerçekleştirirken yalnız da değil­dir. Yaşadığı dönemde kendisine yoldaşlık eden bazı arkadaşlarının varlığı bilinmektedir. Vilayetname'de, onun Horasan'dan kırk yoldaşı ile birlikte yola çıkışı ve fetihler süresince birbirleriyle olan yakın dostlukları ve aynı ül­küyü paylaşmaları özellikle vurgulanır. Seyyid Rüstem Gazi, onun en yakın dostlarından biridir. Vilayetname'de, Seyyid Rüstem Gazi'ye en az Seyyid Ali Sultan kadar, belki ondan daha da fazla yer ayrılmıştır. Osmanlı kro­niklerinde adından söz edilen Kara Rüstem ile aynı kişi olması kuvvetle muhtemel olan Seyyid Rüstem Gazi, fetih ve gazalarda Seyyid Ali Sultan'ın en büyük yardımcısı konumundadır. Bazen kendi adına fetihler gerçekleş­tirdiği de görülen Seyyid Rüstem, aynı zamanda hukuki bazı sorunlarla da ilgilenmekte, bir anlamda gazilerin kazaskerliği görevini deruhte etmek­
Sayfa 86·Kitabı okudu
Seyyid Ali Sultan, Osmanlı ülkesine geldikten sonra Orhan Gazi'nin Balkanlar'a yapılacak fethin şeklini belirlemek amacıyla düzenlediği bir top­lantıya katılmış, daha sonra da Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Paşa'nın yanında fetihlere katılmıştır. Vilayetname'de, Seyyid Ali Sultan ve arkadaş­larının Çardak üzerinden Rumeli tarafına gemiyle geçişlerine dair ilginç bir menkıbe yer alır. Onun, Gelibolu ve Bolayır'ın fethine katıldıktan sonra, I. Murad döneminde, Gazi Evrenos tarafından komuta edildiği bilinen ve Keşan, İpsala ve Dimetoka üzerinden Edirne'ye ulaşan ikici kolda faaliyet gösterdiği, bilhassa bu güzergahta yürütülen fetihlerde aktif rol üstlendiği anlaşılmaktadır. Fakat, Vilayetname'de komutan olarak Gazi Evrenos de­ğil Seyyid Ali Sultan gösterilmektedir. Seyyid Ali Sultan ve arkadaşları Bal­kanlar'da Gelibolu, Bolayır, Kavak, Varmacin, Murtad Kalesi, Hakii Kalesi, İpsala, Fere, Dimetoka, Edirne, Şumnu, Ruscuk, Silistre ve Yanbolu'nun fethine katılmışlardır, velayetname yazarının ifadesine göre, fetihlerde bü­ yük pay sahibi olmuşlardır. Seyyid Ali Sultan, uzun süre Balkan coğrafyasında fetihler yaptıktan sonra Vilayetname yazarına göre, gaziler ordusunun başına meşhur Gazi Evrenos'u tayin etmiş, ardından Dimetoka yakınlarına Kızıl Deli isimli ça­yın kenarındaki bir derbendin yanına yerleşerek tekkesini kurmuştur. Sey­yid Ali Sultan'ın yerine Gazi Evrenos'u tayin ettiğine dair ifade, yazarın, Seyyid Ali Sultan'ın Balkan fetihlerindeki rolünü ortaya koyma gayretinin bir sonucu olup, Balkan fütuhatına etkisi bu dönemden bahseden diğer kaynaklar tarafından da açık bir şekilde ortaya konulan Gazi Evrenos ile yakın ilişki içinde bulunduğunu ispat amacı taşımaktadır. Yıldırım Bayezid fetihlerde büyük yardımını gördüğü bu zatın tek­ kesine gelir olarak 804/1402 yılında
Sayfa 84·Kitabı okudu