Baba İlyas el-Horasani ile ilişkili olarak Selçuklu döneminde ismi zikredilebilecek bir diğer şahsiyet, hayatına dair bilgilerin oldukça geç sayılabilecek bir tarihte kaleme alınmış Vilayetname'ye dayandırıldığı Hacı Bektaş-ı Veli el-Horasani (ö. 1271)'dir. Babailer İsyanının vuku bulduğu 1240 yılında kardeşi Menteş ile birlikte Horasan'dan Anadolu'ya geldiği bilinen bu zahn Vilayetname'den daha eski kaynaklarda Baba İlyas'ın müridi olarak gösterilmesi dikkat çekicidir. Kardeşi Menteş isyana katılıp, isyan neticesinde öldürüldüğü halde, Sulucakarahöyük'e çekilip inziva hayah sürdürmeyi tercih eden Hacı Bektaş Veli, Ahmed Eflaki'nin ifadesine göre, Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin yanına gelerek şeyhi Baba ilyas'a dair bazı bilgiler vermiş, onunla şeyhinin meşrebine dair itikadi bir tartışmaya dahi girmiştir. Burada Mevlana'nın Hacı Bektaş'ın şeyhini şeriata muhalefet etmekle suçladığı, buna karşın Hacı Bektaş'ın Mevlana'ya karşı övgü dolu cümleler kullandığı görülmektedir. Burada asıl ilginç olan husus, Eflaki'nin Hacı Bektaş Veli'yi, Baba Resul'un "has halifesi" şeklinde tarif etmesidir. Bu bilgiler, isyan sonrasında Vefai dervişlerinin takibata uğratılmış olmalarının da etkisiyle, Yesevi gelenek içinde gösterilen Hacı Bektaş Veli'nin Baba İlyas Horasani'ye bağlı bir Vefai dervişi olduğu izlenimi vermektedir. Nitekim Necdet Tosun, bu zatın Babailer İsyanının tahrip edici etkisinin azalmasından sonra Sulucakarahöyük'te tarikat faaliyetine başladığı kanaatindedir. Verilen tüm bu bilgilerden hareketle, Baba İlyas Horasani ve Dede Garkın silsilesi üzerinden Hacı Bektaş Veli'nin de Selçuklu dönemi Vefai dervişlerinden biri olduğunu söylemek mümkündür.