İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Seyyid Ebu'l-Vefa'nın kurduğu tarikat vefatından sonra, adına nispetle Vefaiye olarak anılmıştır. Tarikatın gerek silsilesi gerekse ritüelleri, usul ve erkanı konusunda verilen bilgiler şimdilik yetersizdir. Vefaiye silsilesine dair genel görüş, tarikatın Şenbeki tarikatının bir kolu olduğu yönündedir. Bununla birlikte, bazı araştırmalarda tarikatın Rifai tarikatı ile ilişkilendirildiği de görülür. Ancak bu bağlantının nedeni Şeyh Şenbeki'nin diğer halifesi Mansur el-Betaihi olmalıdır. Zira Mansur el-Betaihi'nin, Seyyid Ahmed er-Rifai'nin dayısı olduğu ve onun yetişmesinde büyük paya sahip olduğu malumdur. Bu durum, sıklıkla tartışılan Vefai-Rifai ilişkisine bir nebze de olsa açıklık getirmektedir. Dolayısıyla, Vefai tarikatının, kronolojik olarak daha geç bir tarihte kurulan Rifai tarikatının bir kolu gibi gösterilmesinde, yahut bazı Vefai siyadetnamelerinde Ahmed Rifai'nin adının da zikredilmesinde başlangıçtaki bu yakınlığın ve akrabalık bağlarının etkili olduğu tahmin edilebilir. Nitekim Haririzade, Vefai, Suhreverdi, Rifai ve Ebheri tarikatlarını tek bir merkeze bağlamakta, bu tarikatları Hevvariyenin alt kolları olarak kabul etmektedir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kendime kızmam, çünkü kızgınlık güçlü insanların harcıdır; kendime boyun eğmem, çünkü boyun eğmek soyluların harcıdır; susmam da, çünkü sessizlik yüce varlıkların harcıdır. Oysa ben ne güçlüyüm, ne soylu, ne de yüce. Acı çekerim ve hayal kurarım.
Zayıflığım sızlanan biri yapar beni ve sanatçı olduğum için gizlice şikâyetler besler, düşlerimi, güzellikleri hakkındaki fikrime en uygun şekilde düzenleyerek oyalanırım.
Bir tek çocuk olmadığıma hayıflanırım (düşlerime inanabilirdim o zaman) ya da bir deli (beni kuşatan her şeyi ruhumdan uzaklaştırabilirdim).
Argonotlar, mühim olan yaşamak değil, denizlere açılmak, derlermiş. Marazi bir duyarlığı olan Argonotlar olarak, biz de diyelim ki hissetmektir mühim olan, yaşamak değil.
Kendine saygısı olan her ruh hayatı En Uç’ta yaşamak ister. Size verilenlerle yetindiğiniz takdirde, köleden farkınız kalmaz. Olanın fazlasını isteyince çocuk gibi davranmış olursunuz. Biraz daha fazlasını elde etmek ise deliliktir, çünkü her fetih [...]