deniz taşkın

deniz taşkın
@tskdnz
İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Hiçbir şeyin önemi yok; kanımca çoğu insan hayatı çekilmez bir çocuk gibi görmüştür, kafalarını dinlemek için dört gözle yatmasını bekledikleri bir çocuk.
Sayfa 276·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Söylemek! Söylemeyi bilmek! Varlığı yazıya dökülmüş sesin, zihindeki görüntülerin üzerine kurabilmek! Hayat daha fazlasına değmez: Ondan ötesi, erkeklerden ve kadınlardan, farazi aşklardan ve sahte gerçekliklerden; birbirimizi sindirmek ve unutmak için kurnazca oyunlardan, adına gökyüzü denen duygudan yoksun, soyut, koca mavi kayanın altında –bir taşı kaldırınca kaçışıveren böcekler gibi– dört bir yana koşturup duran varlıklardan ibaret.
Sayfa 275·Kitabı okudu
İnsanların büyük bir kısmı, gördüklerini ya da düşündüklerini nasıl dile getireceklerini bilememekten mustarip. Derler ki, dünyadaki en zor şey bir sarmalı kelimelere dökmekmiş: Yayların ya da bazı merdivenlerin soyut görüntüsünü gözümüzün önüne getiren, düzgün bir şekilde yukarıya doğru devam eden o hareketi insan sözle değil, ancak elle havada çizerek anlatabilirmiş, iddiaya göre. Ama bir şeyi dillendirmenin o şeyi baştan yaratmak anlamına geldiğini hatırlarsak, sarmalı kolayca tarif ederiz: asla tamamlanmaksızın yükselen bir çember. Biliyorum, çoğu insan bu tarifi cüretkâr bulacaktır, çünkü onlar bir şeyi tanımlamanın, tanım için gerekenleri değil, başkaları ne istiyorsa onu söylemek olduğunu sanırlar. Dahası var: Bir sarmal, asla gerçekleşmeksizin sürekli yükselen, ikiye ayrılmış potansiyel bir çemberdir. Yok, olmadı, bu da gene soyut bir tanım. Somut konuşacağım şimdi ve böylece neyi kastettiğim hemen anlaşılacak: Bir sarmal, hiçbir şeyin etrafına yukarıya doğru dolanan, yılansız bir yılandır.
Sayfa 272·Kitabı okudu
Yazmak, unutmaktır. Bunun yanı sıra edebiyat, hayatı görmezden gelmenin de en hoş yoludur. Müzik bizi yatıştırır, görsel sanatlar uyarır, canlı sanatlar (dans ya da gösteri gibi) avutur. Ne var ki bunlardan birincisi hayattan uzaklaşır giderek, çünkü onu bir uykuya dönüştürür; ikinci sırada gelenlerse hayattan kopmaz – bir bölümü görsel, dolayısıyla hayati yöntemler üzerine kurulu olduğundan, geri kalanlar ise, bizzat insan hayatından beslendiklerinden. Edebiyatın durumu bambaşkadır, o hayatlık taslar. Bir roman, asla olmamış bir şeyin öyküsüdür, bir dram ise öyküleme tekniği kullanılmamış bir romandır. Bir şiir, dizeler halinde konuşmadığımıza göre, aslında kimsenin kullanmadığı bir dile dökülmüş düşünce ya da duyguların ifadesidir.
Sayfa 271·Kitabı okudu