oysa şimdi seni düşündüğüm zaman babacığım, durmadan gülümsüyorum. seni sen olarak yaşamak istiyorum. istiyorum ki evde annem gibi biri olsun ve ben de mutfağa giderek, "burada gene bir şeyler kaynıyor muazzez," diye içeri seslenebileyim ve bana "kaynadığını görüyorsun altını kıs cemil bey," denilsin ve ben de hiçbir şey yapmadan mutfaktan çıkayım.
bugün, belki de sen
artık öldüğün için,, bana bir zamanlar haksızlık ettiğini düşünemiyorsam da, bana haksızlık edildiği düşüncesi içimde öylesine gelişti ki artık bütün dünyayı suçluyorum
ne kadar değiştiğimi sonunda fark ettim. yarıştığımızda kaybetmeyi, kayalıklara kadar yüzdüğümüzde geride kalmayı, mızrak çarpıştırma veya taş sektirmede yenilmeyi artık umursamıyordum. böyle bir güzellik karşısında mağlup olmaktan kim utanırdı ki? akhilleus'un kazanmasını seyretmek, kumları döven ayak tabanlarını veya tuzlu suda inip çıkan omuzlarını görmek yeterliydi. o kadarı yeterliydi.