Gerilimin yine zirvede olduğu bir Dostoyevski klasiği… Siyasi içeriği ile bilinen bir roman olsa da Ecinniler’in içindeki konulardan ayrı birkaç kitap daha çıkardı mutlaka. Zira başlı başına Kirillov karakteri bile Albert Camus’ye Sisifos Söyleni yazdırmıştır. Bütün karakterlerin alt metni dopdolu, hepsinin temsil ettiği ayrı ayrı görüşler söz konusu. Şahsi kanaatim Dostoyevski’nin kendi kişiliğini Kirillov ve Şatov karakterlerine yüklediği yönünde. Biri Tanrı’ya mutlak inanırken ve geçmişteki görüşlerini bırakıp slavcı olmuşken, öbürünün varoluş sancıları ve Tanrı ile hesaplaşması Dostoyevski’nin kendi kişiliğini bu iki karakterde okurun gözünün önüne sermesidir bana göre. Gerçek hayattan bir sosyalistin hicvedildiği Pyotr Stepanoviç karakteri ama tam olarak insanların inançlarını sömüren, sırtlarından geçinen, insanları piyon gibi kullanmakta beis görmeyen bir yaratıktı. Okurken tüylerim diken diken oldu ve çok rahatsız oldum ama ne yazık ki gerçeklikten kopuk bir karakter söz konusu değildi ve Pyotr Stepanoviçler her millette, her dönemde aramızdalar önemli olan onlara fırsat vermemek. Romanda en çok beğendiğim bölümler varoluşçu felsefenin işlendiği bölümlerdi, kendimi ve varoluşu sorgulamanın hazzını iliklerime kadar hissettim. Her ne kadar hicvedilen kötü karakterler olsa da her görüşten kötü insanlar var ve ben görüşün kötülüğüne ikna olamadım. Romanı çok sevsem de Dostoyevski beni kendi safına çekmedi :) Dili oldukça açık olsa da anlatım tekniğinde gelgitler vardı kimi yerde bir gözlemci karakter söz konusu gibi dursa da bazı yerlerde bir karakterin gözünden değilmiş gibi bambaşka bir anlatım tarzı vardı. Romana 10 puan verememe sebebimden birisi buydu diğeri ise romanın ana karakteri Nikolay Vsevolodoviç karakterinin gerçekçi olmaması, insani hiçbir şey