Tayyip Talha Bulut

Tayyip Talha Bulut
@ttbulut
5 okur puanı
Aralık 2024 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Medeniyetler arasındaki güç dengesi değişmektedir: Batı, nüfus bakımından nispeten gerilemekte; Asya medeniyetleri, ekonomik, askeri ve siyasi güçlerini artırmakta; İslam, Müslüman ülkeler ve komşuları açısından istikrarsızlığa yol açan bir nüfus patlaması yaşamakta; Batılı olmayan medeniyetler genel olarak kendi kültürlerinin değerini yeniden kabul etmektedir.
Siyaset
Medeniyetler Çatışması ve Dünya Düzeninin Yeniden KurulmasıSamuel P. Huntington · Okuyan Us Yayınları · 2018620 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hükümdara öğütler
Puan vermedi
1.Nüsha: Halkların yapısını iyi anlamak için prens olmak prensin yapınısını iyi anlamak için halktan biri olmak gerekmektedir. 2.Nüsha: Miras yoluyla yönetilen prensliklerde atalarının kurduğu düzeni bozmamak, sıra dışı olaylara uygun bir yönetimi benimsemek yeterli olur; bu yolla prens olağan üstü bir beceriye sahipse, her zaman devletinin koruyacaktır. Devleti işgal edilse bile devleti tekrardan eline alması muhtemeldir. 3.Nüsha: Bir prenslik işgal edildiğinde huzurunu bozduğu herkes düşman olur ve seni iktidara getirenlerle dostluğunu koruyamazsan iktidarın uzun vadeli olmaz. Doslarına borçlu olduğun için onlara katı kurallar uygulayamazsın. Çünkü bir bölgede kalıcı olabilmek için ordu tek başına yeterli değildir, bölge halkının desteni almak oldukça önemlidir ve gerekir.
PrensNiccolo Machiavelli · Remzi Kitabevi · 201920,3bin okunma
Yaşamı olumlamak
Puan vermedi
Nietzsche’nin yaşamı olumlamak için kullandığı enstrümanları şunalardır: güç istenci, bengi dönüş, sanat ve felsefedir. Güç istenci Nietzsche, tamamını bir güç istemci olarak gördüğü yaşamın ana ilkesinin kesintisiz bir mücadele ve büyüme isteği, sürekli kendini aşma, alt etme olduğuna inanır. Bu da aslında yaşamın kendisidir. Nietzsche’ ye göre hayatı olumlama kuramlarından bir taneside bengi dönüştü. Bengi dönüş; her şeyin kendini sonsuzca tekrar ededeceğini söylemez, aksi halde kurama biraz daha dikkatlice baktığımızda hayatı muhteşem bir olumlama hali olduğunu görebiliriz. Derki hayatı sonsuz kere tekrar yaşamayı isteyebilelim. Sanat da, Nietzsche’nin coşkuyla savunduğu bir olumlama ilkesidir. Nietzsche, esasen sanat-yaşam ayrımını ortadan kaldırır ve yaşamalarımızı birer sanat eseriymiş gibi yaşamamızı ister. Sanat yaşamın gerilimini azaltan ve bu sadeyede parçalanıp dağılmasını önleyen büyülü bir olumala unsurudur. Felsefe ise tüm değerlerin yeniden değerlendirmesi görevinde kılavuz olarak gördüğümüz olumlama unsurudur. O bize, eleştirmenin, sorgulamanın ve yıkmanın yöntemlerini gösterir, araçları verir. Bizde insan için köhnelenmiş hapishane benzeri değerleri yıkar, yerine insanı daha değerli ve görkemli yapacak olan yeni değerleri oluştururuz. Felsefe yeni yaşam olanakları ve yeni değerler oluşturmak için alternatifi olmayan bir nimettir.
NietzscheGilles Deleuze · Alfa Yayınları · 2026177 okunma
Ahlak
Puan vermedi
Nietzsche, Hristiyanlık ahlakını suçlar. Ahlak ona göre, sürünün bir arada yaşabilmek için, kendi ihtiyaçlarından hareketle oluşturduğu iyi ve kötü gibi yargıları tek doğrular gibi görüp tüm topluma dayattığı için yaşamı daraltmaktadır. Ahlak, herkesin aynı şeylere iyi yada kötü demesini ister ve sürü dışı olanı hem dışlar, hemde bir tehlike olarak görür ve onu yok etmek ister. Nietzsche’ye göre ahlak sürünün ortalama içgüdüsüdür. Ahlak sadece sürüde durmayıp kendi doğrularını tüm topluma dayatmalarda bulunduğu ve tek doğruymuş gibi davrandığı içinde zararlıdır. Nietzsche’ ye göre, sürünün has değeri olan ahlak, insan çeşitliliğini yok edip, insanı sadece ahlaki bir eyleyen olmaya zorladığı için yaşam karşıtıdır. Ahlak, insanı özgün olma, kendi aklıyla düşünme olanaklarını kısıtlar ve onu tektipleştirir. Ahlak yüzünde tektip hale gelmiş, coşkusu ve dinamizmi azalmış bir yaşam da, Nietzsche’ye göre zamanla toptan değersiz bulunulabilir ve bu da kaçınılamaz olarak nihilizme yol açar.
Nietzsche'de Yaşama SorunuSüleyman A. Örnek · Belge Yayınları · 20126 okunma
Hegemonya
Puan vermedi
Hegemonya İktidarın dayanakları ve iktidarın sürdürülme biçimini incelenirken, özellikle Gramsci’nin tanımladığı ve çalışmalarında ortaya koyduğu anlamıyla hegemonya kavramına başvurmak yol açıcı olmaktadır. Egemenlik ve iktidar ilişkilerine doğrudan gönderme yapan ve bu ilişkilerin sürdürülebilmesi ve üretilmesi süreçlerine ışık tutan bu kavram, bugün iktidar ve iktidarın özelliklerini anlama açısından anahtar bir rol üstlenir. bu nedenle, rıza ve onaya dayalı bir iktidar kurma düşüncesi üzerinden temellenen kavram, özellikle 20. yüzyılda pek çok disiplin açısından anlamlı hale gelmiştir. Gramsci’nin özellikle hapishane defteri adlı eserinde geliştirdiği ve tanımladığı hegemonya kavramı, siyasal iktidar açısından kendiliğinden oluşan rızasının örgütlenmesine gönderme yapmaktadır. Hegemonya klasik anlamda baskıya ve zorlamaya dayanmayan, rızanın etrafında biçimlenen bir iktidar kurma biçimine işaret eder. Hegemonya kavramı klasik baskı kurmanın iş yaramadığı gelişkin kapitalist toplumlarda, egemenliğin sadece baskıyla sürdürülemeyeceği tespitinde hareket eden Gramsci, toplumsal egemenlik ve siyasal iktidar süreçlerinin rıza ve zorlamanını özgül bileşimlerden oluşması gerektiğini vurgulayarak, kavramı yendinde şekillendirme çabasına girmiştir. Gramsci’nin Lenin’den ödünç aldığı onun sadece siyasal düzeni sınıflandırdığı kavramı sivil toplumu ele alıcak şekilde genişletmiştir bu açıdan bakıldığında, sadece siyasal bir olgu olmadığı, aynı zamanda içerisinde sosyal, kültürel ve ekonomik bütün bir sistemi dahil ettiği görülmektedir. Siyasal arenanın yanı sıra okullar, cadde isimlerli veya şekilleri, mimari, aile, iş yeri ve dini tapınaklar gibi çeşitli topumsal alanlarda da hegemonya kavramının etkileri görülmektedir. Böylece hegemonya devlet dışı alanlarda da kendini
Siyaset BilimiE. Attila Aytekin · Yordam Kitap · 2015105 okunma