aslında benim de yaşamımın bir anlamı yok.bir zamanlar vardı.mesleğime inanırdım,adalete.saf adaletin olduğunu sanırdım.evet,bir zamanlar ben yeryüzünde ne kadar kötülük varsa önleyeceğime,ne kadar suçlu varsa hepsiyle başa çıkacağıma inanırdım.ama boyumun ölçüsünü aldım.hayat öğretti bana.hayat,acıyla,kederle,kanla öğretti bana.yoruldum artık,çok yoruldum.yalnızca bedenim değil,aklım da yoruldu,ideallerim,tutkularım,duygularım,beni ben yapan ne varsa,hepsi yoruldu.artık ne kendime,ne devlete,ne teşkilata,ne de insanlara inanabiliyorum.inanmamak istediğimden değil,onca yaşanan olaydan sonra inanma duygumu yitirdiğimden.
benim gibiler çoğu zaman günlük hayatla bağlarını koparıyorlar.bir tür düşünce dünyası,hatta hayal âleminde yaşıyorlar.hem de hiç olmayacak hayallerin dünyasında.ama bu ülke de çok acımasız başkomiserim.bu topraklar çok sert,bu toprakların insanları çok hoyrat,bu ülke gerçekten çok acımasız başkomiserim.
"çok param olsa,bir çiçekçi dükkanı açar,gelene geçene bedava dağıtırdım.hiç değilse yaptığım iş,insanları mutlu eder."
"olmaz be nevzat.insanları mutlu etmek için çiçek vermek yetmez,onların ihtiyaçları olan şeyi vereceksin.o da çok zor.çünkü,kimin neye ihtiyacı olduğunu bilemezsin.insanlar çoğu zaman kendileri bile bilmiyor neye ihtiyaçları olduğunu."