Bedenlerde, "olması beklenen" herhangi bir şey yoktur. Sorun, şeklin büyüklüğü ya da yıllar, hatta her şeyden iki tane olması da değildir, çünkü bazıları öyle değildir. Vahşi soru şudur: Bu beden hissediyor mu, zevkle, yürekle, ruhla, vahşi olanla doğru bağlantısı var mı? Mutluluğa, sevince sahip mi? Kendi tarzınca hareket edebiliyor mu, dans edebiliyor mu, hafif hafif sallanabiliyor mu, çalkalanabiliyor mu, girebiliyor mu? Başka hiçbir şey önemli değildir.
Dans etmelerine neredeyse hiç katlanılamadı, öyle ki, kimsenin onları göremeyeceği ormanda ya da gizli köşelerde veya çöpü boşaltmaya çıkarken dans ettiler. Süslenmelerine kuşkuyla bakıldı. Neşeli bedenleri ya da giyecekleri, incitilme ve cinsel saldırıya uğrama tehlikelerini artırdı. Sırtlarındaki elbiselerin bile onlara ait olduğu söylenemezdi.
Kadınlar yirmili yaşlarına gelmeden önce bin kez ölmüşlerdir. Şu ya da bu yöne gitmişler ve engellenmişlerdir. Engellenmiş umutları ve düşleri de vardır. Aksini söyleyen biri, hâlâ uykudadır.