Çok fazla uzaklaşmıştı onlardan. Okumuş olduğu binlerce kitap onlarla arasında koca bir uçurum açmıştı. Kendi kendisini sürgün etmişti. Bilginin uçsuz bucaksız aleminde dolaşmış durmuş ve artık geri dönemeyeceği bir noktaya gelmişti.
Sus, kimseler duymasın,
Duymasın, ölürüm ha.
Aymışım yarı gece,
Seni bulmuşum sonra.
Seni, kaburgamın altın parçası.
Seni, dişlerinde elma kokusu.
Bir daha hangi ana doğurur bizi?