Nar deyince, bir de ben her defasında dilimizin bugünkü durumunu düşünürüm. Daha doğrusu, taşa çalınmış bir nara benzetir dilimizi. Eşsiz parıltılı saçan bazı tekneleri kaybolmuştur bu narın, bazı taneleri her nasılsa unutulmuş, bazıları günlük telaşına ayakları altında sessiz sedasız ezilmiş, bazıları da gaflet bayırından aşağı doğru savrulmuş gitmiştir.
Kırşehir'e Muharrem Ertaş'ı heykeli dikildi de, Kıriehirli' nin biri bir gün heykelin karşısına geçip uzun uzun bakmış ve:'Hey kurban olduğum, vatanı kurtardığını, düşmanı yendiğini, bize evimizi bakımını verdiğini biliyordum da, bağlama aldığını bilmiyordum! " demiş.