Latin Amerika. Haksızlığa uğramışlığın, direnişin, acının, sömürünün coğrafyası. Kimilerine göre ABD'nin arka bahçesi, kimilerine göre uyuşturucu, fuhuş ve cinayetin kol gezdiği uzak durulması gereken tehlikeli bir bölge, kimilerine göre öcü komünizm diyarı, kimilerine göre de sosyalizmin çiçek açtığı bir dünya cenneti.
500 asır öncesine kadar dünyanın geri kalanının varlığından bile haberdar olmadığı bu devasa kıta Venedikli tacir Colombus'un ayak basmasıyla (1492) Avrupa medeniyetiyle! tanışmış oldu. Ve Avrupalıların ilkel gözüyle baktığı kadim İnka, Maya ve Aztek medeniyetine karşı insanın kanını donduracak bir katliam ve sömürü de başlamış oldu. Milyonlarca insan öldürüldü bir o kadarı kendi topraklarında köle gibi çalışarak öldü ve kıtanın tüm değerli madenleri ve gümüşü yüzlece gemiyle Avrupa'ya taşındı. Bir toplumu ayakta tutan en önemli şey tarihi hafızadır. Bunun farkında olan İspanyollar yerli kavimlere ait tüm tapınak ve iehirleri yok etti, yazma eserleri yaktı, batıl inanç diyerek dinlerini yasaklayıp zorla katolikleştirdi ve sömürge şehirlerinin en bilindik meydanlarına devasa katedraller dikti.Böylece binlerce yıllık kadim Maya, İnka ve Aztek medeniyetleri ucuz Amerikan filmlerindeki efsanelere indirgendi
Birkaç yüzyıl sonra tüm Latin ülkeleri Avrupa devletlerinden bağımsızlıklarını sırayla kazandılar, ancak hiçbirisi tam bağımsızlığa ve istikrara kavuşamamıştır.
Buket ŞAHİN. Latin Amerika hayranı bir gezgin. Bu kitap da onun gezi notlarından oluşuyor. Ancak bu kesinlikle turistik bir gezi değil. Sırasıyla anlattığı her ülkenin sömürge geçmişini, yerli kültüre ait önemli merkezleri ABD'ye karşı direnişin tarihini, önemli devrim hareketlerini ve devrimcilerini, edebiyatını, müziğini anlatıyor. Bu ülkeler nasıl birer muz cumhuriyetine dönüştü,