TUĞBA ÖZTÜRK

" Neye inanırsınız?" diye sordum. "Er veya geç., güzel bir sabah öleceğime." diye karşılık verdi. "Düşünce yönünden ben sizden ilerideyim." diye karşılık verdim. "Çünkü ben ayrıca şuna inanıyorum, çok iğrenç bir akşam doğma mutsuzluğuna uğramışım." Herkes saçmaladığımızı söyledi. Oysa grupta hiç kimse daha akıllıca bir düşünce öne sürememişti. O akşamdan sonra yakınlaşmıştık. Sık sık buluşuyor, ikimiz son derece ciddi, soyut konularda konuşuyorduk. Böylece birbirimizin kafasını karıştırmaktsn başka bir şey yspmadığımızı fark edene kadar sürdü bu. O zaman Cicero'nun sözünü ettiği Romalı sözde kahinlerin ysptığı gibi, birbirimizin gözünün içine anlamlı anlamlı bakarak kahkahayı basıyor, yetetince kahkaha attıktan sonra da, güzel bir akşam geçirdiğimizi düşünerek evlerimize gidiyorduk.
Sayfa 132·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Son derece zayıf yardılışlı da olsa, bir insanın ruhsal dünyasının öyküsü bütün bir halkın öyküsünden daha az ilginç, daha az yararlı değildir.
Sayfa 104·Kitabı okudu
Tipi de bizim kuzeyde olduğu gibi giderek güçleniyordu. Ama buradaki uğultusu daha bir hüzünlü, daha iç karartıcıydı. Şöyle geçiriyordum içiöden" Sen de bir sürgünsün benim gibi, tipi... Engin, uçsuz bucaksız bozkırların özlemini çekiyorsun! Soğuk kanatlarını istediğin yöne çevirirsin bozkırda, ama çığlıklar atarak kendisini demir kafesinin parmaklıklarına çarpıp duran bir kartal gibi bunalıyorsun burada, dar geliyor aana buralar.. ..
Sayfa 73·Kitabı okudu
... bizler toplumsal koşullardan uzaklaşıp doğaya yaklaştıkça elimizde olmadan çocuklaşırız. O zamana dek ruhumuzda yer etmiş her şey tek tek düşer, dökülür oradan ve bir zamanlar olduğu, bir gün yine olacağı gibi olur ruhumuz.
Sayfa 70·Kitabı okudu
Puan vermedi·400 syf.··
2017 3. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2017 22:14
Ahlak ve erdem kavramlarının felsefi bir bakış açısından derinlemesine sorgulayan bir kitap. Sunuş kısmında çevirmen kitabın Fransa'da çok satanlar listesine girmesini yakın zamanda ahlaka duyulan ilgideki artışa bağlıyor.Ve yazarın bu ilgiyi ve ahlakın büyüsünü yitiren politikanın yerine geçmeye aday oluşunu da sorgulayan bir felsefeci olduğunu belirtiyor. Yazar kendini dışarıdan fundamentalizmin içeriden ise nihilizmin kemirdiği bir Avrupa'nın tanrıtanımaz, materyalist bir düşünürü olarak tanınlıyor ve değerler ve erdemler üzerine yazarak ne kadar zor bir işi üstlendiğinin farkında. Eserde öncelikle değer, erdem, ahlak ve politika kavramları ve bu kavramların birbirleriyle ilişkilerine değiniliyor. Sonra yazar erdemleri nezaketten başlayıp sevgi/aşk ile bitirecek şekilde - ki bu sıralama kasıtlı - 18 başlık halinde açıklıyor. Her bir erdemi açıklarken Yunan'dan günümüze kadar pek çok filozof, bilge, erm,ş ve azizin görüşlerine ayrıntılı bir biçimde yer veriyor ama sonuçta mutlaka kendi görüşlerini ön plana çıkarıyor. Bilinçli olarak sıralamaya nezaketle başlamış ve nezaketin aslında bir erdem olmadığını ama erdemli olmanın bir ön koşulu olduğunu belirtmiştir. Aslında sırayla takip ettiği tüm erdemler birbirinin koşuludur ve son olarak hakikat diye nitelediği ve tüm erdemleri kapsayan sevgi/aşk ile bitirmiştir ki bu bölüm bence en güzeliydi. Ayrıca her erdemi sorgularken yazarın okurun karşısına çaşitli paradokslar çıkararak, öne sürdüğü tezleri çürüterek ve hangi davranışın erdemli sayılabileceğini ya da hangi koşullarda erdemli sayılabileceğini uzun uzun tartışıyor. Bu da okurun zihnini sürekli canlı tutyor ve düşünmeye zorluyor. Yazarın fikirlerine en çok katıldığı filozoflar Spinoza ve Aristotales. dolayısıyla bu iki filozofun görüşlrine çokça yer
Siyaset
Büyük Erdemler RisalesiAndre Comte-Sponville · İletişim Yayınları · 2020214 okunma