Kayıp babasıyla doğacak çocuğu arasında kalmış bir kadın... Hayatın anlamını arayan bir insan: Karen Kimya... Kapıları sırlara açılan bir kent... Sırların mucizelere dönüştüğü geceler. Mucizelerin hakikat sayıldığı zamanlar... Yedi yüz yıl öncesinden gelen bir fısıltı... Aşkı sadece aşkla tartanların ıtırlı soluğu... Ölümün yok edemediği bir sevda... Yıllara direnen bir sevgi; Şems-i Tebrizi ve Mevlâna Celaleddin-i Rumi... Günümüzden yedi yüz küsur yıl öncesine uzanan gerilim dolu, heyecan yüklü, mistik bir serüven...
Şems ve Mevlana'nın dostluğunu sonuna kadar yaşatan, olağanüstü bazı durumların olduğu ve gizemini sonuna kadar koruyan bir kitap Bab-ı Esrar.
Mevlevilik, semazenlik, derviş olma yolundaki zorluklar kitapta güzel bir şekilde işlenmiş.
Olaylar Karen Kimya'nın Konya'ya bir rapor hazırlamak için gelmesiyle başlıyor. Din ile aşk, inanç ile sevda arasındaki bağı farklı bir bakış açısıyla gözler önüne seriyor Ahmet Ümit.
Ben bir Ahmet Ümit hayranı olarak kitabı severek okudum. Şems-i Tebrizi ve Mevlâna Celaleddin-i Rumi'nin dostluğunu güzel bir şekilde işleyerek ortaya muazzam denilecek bir eser çıkarmış yazarımız.