Tereza Batista // Jorge Amado
Amado’nun diline bir kez daha aşık oldum; ne aşırı ne de süslü.
Dupduru…
Modernist…
Yıllarca sevilmeye ve insanca yakınlığa muhtaç Balışığı’m; hayatı mücadele ile geçen, “Savaş Yorgunu”m…
Şairlerden ressamlara ilham kaynağı olan Tereza’m…
Capitao Justo’ya teyzesi tarafından satıldı, satılmasa eniştesine yem olacaktı.
“Bir savaşçı ağlamaz,” kulağımda bu cümle, beynimde çınlıyor, durmaksızın.
Aşık oldu benim Tereza’m; gözü ondan başkasını görmedi; ne dediyse yaptı, uğruna katil oldu; hapis cezası aldı ama Emiliano Guedes sayesinde kısa da olsa hayata tutundu.
Herkes onu arzuladı ama kimseye yüz vermedi.
Tereza’m!
Sen kadınının yıkılmamış hali, gururun dile gelmişliği, dürüstlük abidesi.
Sen çürümüşlüğün ortasında, Brezilya’nın sesi…
Düzene, haksızlığa baş kaldırmanın sesi; güzelliğin ete kemiğe büründüğü, Themis’in yeryüzü temsili…
Sen yılmayan, tüm sert koşullara rağmen kadınların sessiz çığlığının “ses”e dönüşmüş şekli.
Sen Brezilya’daki kokuşmuşluğa, ensestin suskunluğuna; polis ve devlete karşı güvensizliğe, adaletsizliğe, acizliğe karşı bir vücut, bir bent, bir direniş oldun.
Sen ki, halkın yetkili makamlarca öldürülüp gizlice gömdüğü cesetlere, işkence görerek sindirilenlere şahit oldun; satılan, takas edilen, küçücük kızların sesi oldun.
Dante’nin cehennem tasvirini daha büyümemişken yaşadın; yoksul halka “ kara çiçek” salgınında derman oldun.
Peki ama nelerden vazgeçmek zorunda kaldın?