“Sus, Jane! İnsan sevgisini çok büyütüyorsun gözünde. Aşırı ateşlisin. Kendini tutmasını bilemiyorsun. Şu vücudunu yaratıp içine can koyan o yüce el senin için, kendi ölümlü varlığından ve senin gibi ölümlü olan öteki varlıklardan çok daha başka avuntular bağışlamıştır. … Bizler bu dünyada acıdan, utançtan ölsek bile, herkesin gözünden düşsek, lanetleri altında ezilsek bile, melekler bizim çektiklerimizi görür, masumsak bizim masumluğumuzu anlarlar. … Bu masumluğunun ödülünü göreceksin. Tanrı bizi iyice ödüllendirmek için ruhumuzun tenimizden ayrılmasını bekliyor. Öyleyse üzüntüye neden kaptıralım kendimizi, mademki ömür kısa, ölüm de mutluluğa giden yoldur.”
“Cahil olduğunuzu ve pek bir şey bilmediğinizi varsaymak çok daha faydalıdır. Bu sizi yüzeysel, hakkında iyi bilgi sahibi olmadığınız inançlardan korur ve öğrenme, büyüme kapısını açık tutar.”
“ Ah, insan kardeşlerimizi baskı altında tutup ezerken insansal hataların karanlık sonuçlarını bir kezcik aklımıza getirsek… Bu karanlık sonuçların, yoğun ağır bulutlar misali, evet, yavaş yavaş, gene de önlenemez biçimde göğe yükseldiklerini ve zamanı gelince gereken intikamı başımıza yağdıracaklarını bir kez düşünsek… Hayalhanemizde ölmüşlerimizin seslerinin, hiçbir güçle bastırılamayan, hiçbir buyurganlıkla susturulamayan köklü kanıtı tek bir an işitsek, şu hayatın her bir gününün beraberinde getirdiği eziyet ve haksızlıkların, ıstırap, sefalet, zulümlerin biri bile ayakta kalır mıydı hiç?”