tugc3ce

tugc3ce
@tugee
yıldızların arasında bir yıldız hayat gerçek yüzünü gösterdikçe yazıyorum
Vecihi Hürkuş, izin almadan uçtuğu gerekçesiyle, uçağının yapımı için müsaadesini ve yetkisini aldığı Albay Muzaffer Ergüder tarafından cezalandırılır*. Oysa çaresizlik içerisinde bırakılmıştır. Türk milletinın neler yapabileceğını ispat etmek için uçmak zorunda kalmıştır. Havacılık sanayini ülkemizde kurma ideali Fransa, İtalya, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerde aranırken aslında yanı başımızdaki Vecihi bilerek veya bilmeyerek görülmemişti. Belki de kıskançlıkla görülmek istenmemişti.
Sayfa 19·Kitabı okuyor
tugc3ce
*Vecihi, K-VI uçağına uçuş müsaadesi istemiş ve uçabilirlik sertifikası için bir teknik heyet oluşturulmuştur. Ancak teknik heyetin içerisinde mühendis ve kontrol edecek seviyede tecrübeli personel bulunmadığından işlem gecikmiştir. Sonunda teknik heyetin başkanı, "Vecihi, biz sana bu lisansı veremeyiz, uçağına güveniyorsan atla, uç bizi de kurtar" der. Bu söz üzerine Vecihi, 2 Ocak 1925 tarihinde pazar günü saat 15.00'te uçağı Vecihi K-VI ile ilk ve son olan tecrübe uçuşunu 15 dakika havada kalarak yapar ve emniyetli bir şekilde yere iner.
Reklam
Ne var ki bu raporlar* ülkemizde yıllarca uygulandı. Bundan dolayıdır ki 1950 yılından bugüne kadar ne bir yerli uçak ne de bir yerli otomobil üretilebilmiştir. Çünkü büyük Türk dostu diye anılan ve o zamanki gazetelerde boy gösteren Thornburg, Baker ve Dorr gibi şahısların Türkiye'ye biçtiği rol sadece montaj rolü idi. Bu durumu ispatlamaya dahi gerek yoktur; otomobil ve uçak sanayimize baktığımızda resim çok açıktır.
Sayfa 10·Kitabı okuyor
tugc3ce
*Thornburg tarafından 1948 ve 1950 yıllarında hazırlanan raporlar, esas olarak Türkiye'nin ekonomik durumuna ilişkindir. Birincisi "Türkiye Nasıl Yükselir?" ikincisi de "Türkiye'nin Bugünkü Ekonomik Durumunun Tenkidi" başlığını taşıyan bu raporlar, sözde Türkiye'nın gelişimi için hazırlanmıştır. Fakat Thornburg raporuna göre, 1) Türkiye'nin ağır sanayi kurması gerekli değildir. 2) Karabük Demir Çelik Fabrikası tasfiye edilmelidir. 3) Türkiye uçak, makine, motor projelerini iptal etmeli, bu tür yatırımlara yönelmemelidir.
Başbakan İnönü, 1964 yılında karşılaştığı bu durumu* şu sözlerle dile getiriyor: "Amerika'nın sorumluluğuna inanıyordum, yanılmışım." Ne var ki 1945'te başlayan süreç özellikle 1950 yılından sonra Adnan Menderes döneminde de devam etmiş ve Amerika'ya kurtarıcı olarak bakılmış, Amerika ne derse yapılarak tamamen teslim olunmuştur. 1960 yılına kadar olan süreçte uygulanan yanlış politikalarla uçak ve bomba fabrikaları kapatılmış ve farkına varılmadan dışa bağımlı hale gelinmiştir. Amerika ve Avrupa'ya düşünülmeden güvenilmiş kendi mühendisimizin, profesörümüzün hazırladığı raporlar hiçe sayılmıştır. İşte 5 Haziran 1964'te Türkiye'nin karşılaştığı durum tam anlamı ile "duvara çarpma" olayıdır. Ne yazık ki Atatürk'ün ölümünden sonra gelen kadro 25 yıl geçtikten sonra aldatıldığının farkına varacaktır. Dönemin başbakanının "inanıyordum, yanılmışım" sözleri bize tam olarak bunu anlatmaktadır.
tugc3ce
*5 Haziran 1964 tarihinde, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Lyndon Johnson tarafından Türkiye başbakanına gönderilen mektupta, Kıbrıs'a yapılacak bır harekatta Türkiye'ye ABD tarafından verilen uçak ve askeri malzemelerin kendisinın izni olmadan kullanılamayacağı bildirilmekteydi.