Çocukluk ne zaman sona erer:
Su birikintilerine basmayıp etrafından dolanmaya başladığında;
Artık televizyon kumandasını telefon gibi eline alıp anneni arayamadığında;
Geceleyin tuvalete koştururken orada biri seni yiyecek diye korkmadığında;
Elini uzatsan Ay’a dokunabileceğine artık inanmadığında;
Sınıf arkadaşının saçını çektiğinde arkadaşın ağlamayıp güldüğünde…
Paraya ve teknolojiye sahip olanların ihtiyaç duydukları zevki onlara verebilmek için yaşıyoruz. Kimse bizi dinlemiyor, kimse bizi anlamıyor onlardan başka. Genlerimizi çeşitli hayvan ırklarınınkiyle karıştırıp deneyler yapıyorlar. Depresyon gazını duydunuz mu? Koca koca şehirlerin rögar kapaklarından sızıyor artık. Ümitsizliğe ve kaygıya hapsettiler bizi. Tüm bunlardan kurtulmak için aldığımız ilaçları onlar satıyorlar. Tavsiyeye ihtiyacımız olduğunda en yakın dostumuz oluyorlar. Bizi sevilmediğimize ve önemsenmediğimize ikna ettiler. Şimdi geri çekilip, zevkle izliyorlar boşluğa karşı verdiğimiz bu savaşı.
Çocukluk dikeydir. Yukarıya doğru büyürsün, boyun bahçedeki güllerin ki kadardır. Yaşlılık yataydır. Azıcık dinlenelim, kanepeye şöyle bir uzanacağım. Yaşlılık uzun süreli, belki de sonsuz bir yataylığa alışmaktır.