Hayatımı neye adamam gerektiğini bilmiyorum. Eskisi kadar hiçbir şey cezbetmiyor beni. Yapılacak tonla şeyi, kağıt üzerine gözlerimin önüne serdim. Tüm bu sorumlulukların son durağı '' doğ , büyü, yaşama , öl '' mottosunda gizli. Üç beş çocuk sahibi olup, onların peşlerinde koşarak hayatlarını boşa harcadılar. Gün içinde sabahın köründen akşama kadar çalışıp hayatlarını boşa harcadılar. İlişkiler içinde kaybolup hazcılığı hayatlarının dönüm noktasına koyup hayatlarını boşa harcadılar. Ve onlara ayrılan sürenin sonuna geldik. Haksızlık etmeyin kimseyi suçlamıyorum. Sadece insan hayatın ne kadar monoton olduğunu sizlere gösteriyorum. Yaşamak buysa eğer ben yokum. Olağandışı bir şey yoksa eğer ben yokum. Pes etmeden onu bulacağıma inanıyorum çünkü hayatıma adım attığımdan beri bu evreni kavramaya çalıştım. Hata yaptım , çünkü olan veya olmakta olan şeyler insan zihninin ötesinde. Şimdi ise her şeyin bilincindeyim. İçten içe her şeyin yanılgı olduğunu tüm bu yaratılanlar bilmezden geliyor . Sorumluluklar bitince yerine yeni sorumluluklar yüklenecek. İstediğin şeyleri elde edince geriye vücudunda yeni bir çukur açılacak. O boşluğu tekrar tekrar doldurmak isteyeceksin. Yerine koyacağın şeyleri bulamayınca kendinden geçeceksin. Yaşamış doğa filozofları ve yaşam bilgeliği savunan birtakım kişiler öğütler ki çukurla yaşamayı öğrenmek gerek. Çukur eşittir acı. Acıyı onaylarım fakat sonunda gerçekleri öğreneceksem. Bulamazsam evren tam karşımda dikilir. Hayatımda yaşadığım her şeyin acısını ondan çıkarırım. Her defasında onu suçlarım. Ve yenik düşerim, herkes gibi. Ölüme...
Niçin gösterebileceğim değil de hissedebileceğim türde, işe yarayan iyi bir şeyi aramıyorum? İnsanların bakakaldığı önünde durduğu ve şaşkınlıkla birbirlerine gösterdikleri , dışı parıldayan bu şeyler kendi içinde değersizdir.
Görünüşte iyi olanı değil , sağlam , doğru ve kendi saklı bünyesinde daha güzel olanı arayalım, onu bulup çıkaralım. O uzak bir yere konmuş değil, elini nereye uzatman gerektiğini bildiğin takdirde onu bulacaksın. Şimdi ise âdeta karanlıkta , arzuladığımız şeylere çarparak yakınımızdaki şeyler arasından geçip gidiyoruz.
İçimizden biri düşünmekten ziyade inanmayı tercih ettiğinde artık yaşamla ilgili düşünemez hale gelir; her daim bir hataya inanılır , o hata dönüp durur ve elden ele geçerek yıkımımıza neden olur.