Puan vermedi·56 syf.··
2026 218. kitabı
F. Scott Fitzgerald, zamanın acımasız ve tekdüze akışını tamamen tersine çevirerek, yaşlı bir adamın bedeninde doğup bebekliğe doğru tersine doğru büyüyen Benjamin Button'ın absürt ve hüzünlü yaşamını anlatıyor. Hayatın akışına, toplumsal normlara ve zamana ayak uyduramamanın getirdiği o derin yalnızlığı ve yabancılaşmayı masaya yatırıyor. İlk bakışta fantastik bir hiciv gibi görünse de aslında yaşlılığın kaçınılmazlığını, gençliğin değerini ve her iki ucun da insanı nasıl aynı çaresiz çocuklukta buluşturduğunu gösteren hüzünlü ve zamansız bir döngü öyküsü.
Benjamin Button'ın Tuhaf HikayesiF. Scott Fitzgerald · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202027,8bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 60. kitabı
Kitap zaten minicik; seksen sayfalık bir novella. Bu yüzden oturdum ve neredeyse bir solukta okudum. Kısa olmasının da etkisiyle sayfalar hızla aktı. Bärlach ilginç bir karakterdi. Alıştığımız dedektiflerden oldukça farklı. Yaşlı, hasta, bazen bildiklerini paylaşmıyor, bazen de soruşturmayı öyle tuhaf yönlendiriyor ki neyin peşinde olduğunu anlamakta zorlanıyorsunuz. Hatta bir ara "Yoksa suçlu Bärlach mı?" diye düşündüğümü bile itiraf edeyim. Romanın en sevdiğim yanı da buydu aslında. Katilin kim olduğundan çok, Bärlach'ın nasıl bir oyun kurduğunu merak ettim. Aksiyonun ya da büyük sürprizlerin peşindeyseniz beklentinizi tam karşılamayabilir. Ama karakter odaklı, psikolojik yönü güçlü ve biraz da düşündüren polisiyeleri seviyorsanız bence şans verilebilir. Hem kahvenize de güzel bir eşlikçi olur.
Yargıç ve CelladıFriedrich Dürrenmatt · Yapı Kredi Yayınları · 2026308 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·80 syf.··
2026 104. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 19:32
"Hafıza tiyatrosu (veya theatro della memoria), eski bir hafıza tekniği kavramıdır. Aslen 16. yüzyılda İtalyan hümanist Giulio Camillo tarafından tasarlanan bu kavram, tüm insan bilgisinin toplamını haritalamak ve depolamak amacıyla hayal edilen fiziksel bir yapıydı." Kitabı bitirdikten sonra daha iyi anlayabilmek için yabancı kaynaklara baktım. Birkaç kısa inceleme yazısı buldum. Tuhaf olan şu ki bu incelemelerde de benim hissettiklerim hissetmiş yazarlar. Hayal gücünü tahrik eden masalsı unsurlar kısa kitabı çekici hale getirirken, kitabı tam olarak anlama isteği okurun elimden istemsiz bir şekilde alınmış. Okurun elimden "anlama iradesini" o kadar ustalıkla almış ki yazar...yazdıklarını okumaya o kadar mahkum etmiş ki...satırlar arasında tuhaf bir baş dönmesi ile ilerliyor okuyucu...kronoloji dağılıyor, zaman algısı yitiyor... Okuyucu...bu kitabı olursan sen de bir şey anlamayacaksın. Ama bir süreliğine de olsa Dünya algın değişecek ve sen bundan tuhaf bir haz alacaksın...
Bellek TiyatrosuSimon Critchley · Metis Yayıncılık · 201569 okunma
5/10
·183 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 19:26
Yani evet baya akıcı bir kitaptı 4 saat içinde falan okuyup bitirdim kitabı ama beni tam tatmin eden bir kitap olmadı. Olay vardı bir gizem çözüyorduk falan ama bütün bu olanlar sanki gazete haberi okuyormuşum gibi hissettirdi sanki haberde bir cinayet vakası okumuşum ve detaylarını merak edip röportajına bakmışım gibiydi. Benim için ortalama bir kitaptı önerir miyim bilmiyorum ama kafam dağılsın rs den çıkayım falan diye düşünüyorsanız öylelikle bir şans verebilirsiniz.
1000Kitap
Tuhaf EvUketsu · Nox Yayınları · 2026925 okunma
8/10
·84 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Efsuncu baba,büyü, tılsımla uğraşan define aramak, madenleri altına çevirmek, yıldıznamelerden âlemin sırrını çözmek heveslerine kapılmış bir zattır.Bütün hayatı batıl inançlardır.Bütün adımlarını inandığı hurafelere göre atar. Eline bir kitap geçer bu kitapta güya İstanbul'un bütün defineleri şifreli halde yazmaktadır.Defineyi bulmak için tılsımı kaldırması gereklidir.Güya bu tılsımın anahtarı Binbirdirektedir ve kendisine yardımcı olacak insan suretinde 2melek bulması gerekir.Bunlarda Agop ile Kirkor isminde iki ermenidir.Agop ve Kirkor çocukluktan beri arkadaştır.İkisi de binbirdirek sarnıcında ipekten iplik eğirirler.Sarnıca hergün tuhaf görünümlü birisi gelmektedir.Duvarlara işaretler çizip garip hareketler yapmaktadır.Agop ile Kirkor bu adamla tanışırlar bu kişi sonradan Efsuncu baba diye hitap ettikleri Ebulfazl Enveridir.Efsuncu baba bunları kitapta yazan Mahur ve Lahur ismindeki melekler sanar ve defineyi çıkarmak için kendisine yardım etmelerini ister. Agop ve Kirkor da kısa yoldan zengin olmak ve hazineyi bulmak için peşine takılarak komik ve garip bir maceraya atılırlar.Aslında bütün hikaye Efsuncu Babanın kızı Mevlüde'nin Nurullah Hasip adlı bir gençle evlenmesi üzerine kurulmuştur.Tüm bu oyunu Nurullah Hadip tertiplemiştir.Maalesef hala günümüzde kısa yoldan köşeyi dönme ve mucize bekleme, tılsım, büyü olayları devam etmektedir.Hüseyin Rahmi Gürpınar dönemin olaylarını kendine has tarzıyla komik bir dille anlatmıştır.Hem düşündüren hem güldüren bir hikaye.Her ne olursa olsun cahilliklerle savaşmanın yolu akıl ve bilimdir.
Efsuncu BabaHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202010,9bin okunma
Kırık Hayatlar Kitabı hakkında inceleme ve yorumum..
9/10
·344 syf.··
2026 16. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:49
Halid Ziya Uşaklıgil’in Kırık Hayatlar romanını bitirdiğimde içimde gerçekten çok tuhaf, hüzünlü bir ağırlık kaldı. Hani bazı kitaplar vardır ya, bittiğinde kapağını kapatır ve öylece duvara bakarsınız; işte bu roman benim için tam olarak öyle bir deneyim oldu. Kitabı okurken beni en çok çarpan şey, yazarın insan psikolojisini, zaaflarını ve o içsel çelişkileri ne kadar kusursuz işlediği oldu. Hikayenin merkezindeki Doktor Ömer Behiç, aslında hepimizin içindeki o "ideal insanı" temsil ediyor. İşinde başarılı, karısı Vedide ve çocuklarıyla kurduğu o sıcak, korunaklı yuvaya sadık bir adam. Dışarıdan baksanız kusursuz bir hayat. Ama Halid Ziya tam da burada devreye giriyor ve bize insanın ne kadar kırılgan bir iradesi olduğunu gösteriyor. Araya Leyla giriyor... Leyla karakteri romanda sadece bir "yasak aşk" değil bence; lüksün, parıltının, modern ama bir o kadar da yozlaşmış bir hayatın cazibesi. Ömer Behiç’in o sapasağlam görünen iradesinin, Leyla’nın rüzgarıyla nasıl adım adım un ufak olduğunu izlemek hem çok sürükleyiciydi hem de içimi acıttı. Kendime sormadan edemedim: Hangimiz hayatta "ben asla yapmam" dediğimiz zaafların kurbanı olmuyoruz ki? Hele o küçük Neyyir’ in hastalık ve ölüm süreci yok mu... Romanın o kısımlarını resmen göğsüm daralarak okudum. Yazar, Ömer Behiç’in sadakatsizliğinin cezasını sanki evlat acısıyla kesiyor gibiydi. O odadaki sessiz hıçkırıklar, çaresizlik, bir babanın vicdan azabıyla kavrulması o kadar gerçekçi aktarılmış ki, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nın o günümüz Türkçesine uyarlanmış akıcı dili sayesinde karakterlerin acısını birebir kendi içimde hissettim. Romanın adı boşuna Kırık Hayatlar değilmiş. Kitabın sonunda anlıyorsunuz ki bazı hatalar geri alınsa, aileler yeniden bir araya gelse bile hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.
Duygu ve Düşünce
Kırık HayatlarHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,552 okunma