Her şey tuhaf, çirkin, hatta trajikti, en azından benim için. Başımdan mucizevî denebilecek pek çok şey geçti; yaşadıklarım bir başka bakış açısıyla, özellikle de o zamanlar kapıldığım girdapta en fazla alışılmışın biraz dışında görünse bile, en azından şu zamana dek mucize diye baktım onlara. Ama asıl mucizevî dediğim o olaylar esnasındaki davranışlarımdı. Şu ana dek kendimi anlamış değilim! Bütün bunlar bir rüya gibi geçti… şiddetli ve samimi olan tutkum bile geçti...
“Ama asıl sebep…Kadınla aynı kitabı okuyor olmanın verdiği tuhaf, sıcak, açıklanamayan mutluluktu. Aynı satıra bakmış olma ihtimali… Aynı cümlenin ona ne hissettirdiğini merak etmek… Kitabın içinde, aynı sayfada, adeta aynı odadaymış gibi bulunmak.”