Henry James'e ve toplumsal normlara baş kaldıran kadın karakterlerine olan büyük hayranlığımdan dolayı keyifle okudum. Bazı okurlar 250 sayfa böyle bir olay için fazla uzun demişler ama mesele olay değil aslında, Henry James için olay ikinci plandaydı bu romanda, asıl psikolojik tahlillerini oldukça sürükleyici buldum.
SPOILER
Bir de şu var ki Morris'in Catherine için gerçek hislerinden hiçbir zaman emin olamıyoruz. Yazar böyle tercih etmiş bu tercihin de sebebini ancak sonunda anladım, Catherine ile bağ kurup sonunda onun gibi hissetmemiz için. Kitap boyunca okuyucu olarak biz de Morris'in hislerinden emin olamayız hatta bir yandan inansak da Dr. Austin Sloper yanılsın isteriz. Kitabın sonunda Catherine halâ emin değil aslında Morris'in ona karşı olan hislerinden. Evet parasını servetini istedi ama hiç mi sevmedi? Doktor ölünce yaklaşma sebebi de Avrupa'da işler istediği gibi gitmediği için muhtemelen. Ve Catherine gördü ki aslında bunların hiçbir önemi yok, nasıl kendisine acımayan babasından vazgeçtiyse kendisine bu kadar acı yaşatan, üzen Morris'ten de o sebeple vazgeçmişti, çünkü önemli olan Catherine'in duygularının hiçe sayılmasıydı. Roman boyunca görmezden gelinen, yalnızlaştırılan genç bir kadın vardı ortada.
SPOILER
Eline sağlık, Henry James!
Lord Byron'ın sosyal hayatına özellikle de kadınlarla olan özel hayatını işliyor bu kitap. Tarihte geçen bilinen tüm sevgilileri bu kitapta da işlenmiş tek tek. Şiirlerinden çok az bahsediliyor. Percy Shelley ve Mary Shelley ile olan arkadaşlığına az yer verilmiş, daha fazlasını beklerdim. Topallığından dolayı komplekse girmesi de birçok ifade de yer alıyor. Kitap daha çok pembe dizi tadında ama kolay okunuyor ve birkaç sayfadan sonra oldukça akıcı ilerliyor. Edebi bir üslubu ne yazık ki pek yok, cümleler arasında tam edebi bir üslup yakalayacakken o konuda ümit vaat ederken yazar yine dilini basitleştiriyor.
Annabella diye biri var Lord Byron'ın eşi oluyor bir süre. Yani bir evliliğin bu kadar başından itibaren sonu belli olur. Adam ölüme gider gibi evleniyor bununla. Buna rağmen bile bile evleniyor bu kadıncağız Lord Byron ile. Kızmamak elde değil. İyi bir aileden gelmesine rağmen pek de saf, çok mutlu olacağını düşünüyor. Olamıyor tabi.
Zamanında lise hazırlıktayken edebiyat hocamız tarafından okutulan bu kitap, yıllar sonra bir yetişkin olarak tekrar okuma isteğiyle kitaplığımda elime geçti ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun ne kadar başarılı bir yazar olduğuna bir kez daha şahit oldum.
Yazar, Tanzimat sonrası batılılaşma döneminde Türk toplumundaki ikiliği hakkı celis'in düşünceleri üzerinden ifade eder: Naim Efendi ve yaşadığı konak köhnemiş osmanlıcılığın ve ona bağlı yaşayış tarzının "fosilleşmiş" bir sembolüyken, ülke savaş halindeyken yaşadıkları sefahat ve alafranga özentiliğiyle damadı Servet ve torunu Seniha toplumdaki yeniliğin bir yansımasıdır. Ve her iki taraf da milletin çürüyen ve dökülen tarafıdır. Seniha ile şürekası, savurganlığıyla nam salıp batıya dönük olan yüzlerini kendi toplumuna karşı duyarsız kalarak yozlaştırmış bir taraf, Naim Efendi ise bu değişime ayak uyduramamış eskimiş bir fikrin, bir inadın temsilidir, tıpkı Cihangir'deki konağın Şişli'deki apartmanlara karşı inatla var olması gibi.
Yazarın Yaban, Ankara ve Hep O Şarkı adlı eserleri de en az bu eseri kadar güzeldir ve nazarımda mutlaka okunmalıdır.
SPOILER VAR
Açıkçası pek beğenmedim bu kitabı. Kült olmuş iki filmin uyarlandığı kitap diye okudum hatta filmleri bile izlemedim ama ne bir gerilim ne bir polisiye özellik göstermemiş yazar. Polisiye türünde olmasını da yadırgadım. Hukuk ve düzene takıntılı kuralcı bir avukatın yaşadıklarından ötürü giderek algısının değiştiğini ve illegal suça evrildiğini görüyoruz ama o bile eksik. Max Cady karakteri yan karakter bile değil o kadar az görünüyor ki. Hikayede verilen bir tecavüz endişesi var Nancy üzerinden ama o da havada kalmış. Öte yandan Bowden ailesinin arasında geçen bol diyalog da yordu beni ana hikayeden uzaklaştırdı.
Korku BurnuJohn D. MacDonald · İthaki Yayınları · 2024127 okunma
2-3 öykü dışında hepsine bayıldığım, dokunaklı ve anlamlı öyküler içeren bir seçki olmuş, emeği geçenlere teşekkürler Washington Irving ile Chesterton’ınki favorim oldu