Kadınlardan nefret edildiğini, kadınların aşağılandığını, tarih boyunca baskı altında tutulmaya çalışıldıklarını , düşmanlığa, şiddete, adaletsizliğe maruz kaldıklarını biliyordum da bu kadarını bilmiyordum bu kitabı okuyana kadar.
Taa Havva ile başlamış bizim mücadelemiz. Önce Tanrı savaş açmış kadına. Erkek, ilahi olanla cennette mutlu mesut yaşarken, kadının yaratılması ile bu ilişki sona ermiş. Ne zaman ki Havva Adem’i cennet düşünden uyandırmış ve gerçek dünya ile yüzleşmeye zorlamış işte o andan itibaren kadınlar evrensel günah keçisi ilan edilmiş.
Bütün dünya dinleri, dünyanın büyük filozofları, yazarları, düşünce insanları, imparatorları, kralları, ülkelerin yöneticileri tarih boyunca kadını paranoya sınırına varacak kadar hor görmüşler, ona güven duymamışlar. Dünyanın pek çok ülkesinde örtünmesinden, cinsiyetine dair ayrımcılıklara, klitoridektomi (kadın sünneti) gibi zorlamalara kadar pek çok korkunç uygulamalara maruz bırakmışlar kadınları.
Hindistan’da dul kadınlar kocalarının ardından yakılmış, yeni doğan kız bebekler öldürülmüş, kız çocuklar sünnet edilmiş, Roma döneminde karısının şarap içmesi erkeklerin eşlerini öldürmeleri için haklı bir neden sayılmış, cadılık yaptıkları gerekçesiyle yüzbinlerce kadın katledilmiş, savaş zamanları tecavüz edilip, hamile bırakılan kadınlar, üzerine bir de bu durumun sorumlusu onlarmış gibi toplum tarafından dışlanmış ve kimi aklını kaybederken kimi intiharı seçmek zorunda kalmış. Yani sözün kısası kadına nefret adeta bir virüs gibi Antik Yunan’dan günümüze yayılıp gelmiş.
İşte Mizojini Dünyanın En Eski Önyargısı Kadından Nefretin Evrensel Tarihi’nde İrlandalı yazar Jack Holland bunları ve daha nicelerini anlatıyor uzun yıllar yaptığı araştırmaların sonucunda. Kitabı okurken de göreceksiniz ki tüm dinlerin, tüm