İtiraf Ediyorum iki ayımı aldı. 830 sayfa, küçücük punto, katman katman. Cabre tam anlamıyla “uyuyan okura yer yok” diyen bir yazar. Okurken tüm enerjin, dikkatin, bilgin, sabrın seninle olacak.Bittiğinde senden de bir şey alıp götürüyor. Zaman, mekan, karakter… Hepsi bir bakmışsın tek cümlede yer değiştiriyor. Hayali karakterler gerçek, gerçekler hayali oluyor. Ben en çok Adria’ya bağlandım. Onun hafızasında, korkularında,kırgınlığında gezindim. Sonunda her şeyi unutunca ben de unuttum… ve ağladım. Kitabın içinde kötülüğün gölgesiyle de yüzleştim. İyilik, müzik, sanat, tarih, felsefe… Hepsi üstüme üstüme geldi. Bitince altını çizdiğim her satıra dönüp yeniden okudum. Belki de ömrüm boyunca yanımda taşıyacağım 10 kitaptan biri olacak. Her seferinde başka bir acı, başka bir tat verecek. Bir kitabın insana bunu yapabilmesi… mucize gibi. Teşekkürler Jaume Cabré. Böyle bir roman yazmak, bir insanın ömründen bir ömür daha almak gibi bir şey. Ve ben bir okur olarak sana o ömrü seve seve verdim.