Burak Durmuş

Burak Durmuş
@tunayn
“Cam kırıkları gibidir kelimeler; sussan acıtır, konuşsan kanatır.”
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Uçurum
Hava karanlık, rüzgarlı; Bir efkâr yıkıyor yüreğimi. Yol dar, ayaklarıma batıyor Ayrılık dikenleri. Ömür kısa, Hâlen onu anlatacak bir kelime bulamamışken, Ben nasıl adamım, Ölüyorum birine yuva olamamışken? Ne cüretkâr bir sözdür ki, Yaşamın dokunmamışsa birine — vah haline. Şiirler yazarmış ne kafile; Bundan kime ne? Söylesene be adam, Senin ölümün fayda eder mi, nafile? Düşmüşsün bir çukur, Çıkmışsın bir tepe üzerine. Ne faydadır bir filize, Ne de bir çiçeğe. Üzülmüşsün, ağlamışsın... Sana diyorum adam, sana — kime ne? Bir şeyler göçmüş senden, aşk gibi; Sessiz bir ölüm haberi misali. Çekip almışlar senden Verdiğin zararı misli misli. Bir kış soğuğu geliyor...
ukde
Sensizliğin keşmekeş oluşu mu, Yersiz sayıklamam mı, Yoksa içimde yanan aşk ateşi mi Yaktı beni, bilmem. Tek bildiğim; sen, senin gözlerin. Seninle ukde kalan, filiz açmaya yeltenen hayal fidanlarımız. Hava soğuk, üşüyor oluşum mu, Yahut soğukluğu mu ellerinin, Bana seni özleten? Tek bildiğim; Bir çift gözün bende açtığı yara ve yer. Muzaffer DAL
Kökünü unutma!
Kökünü unutan, rüzgârla savrulan yaprağa döner. Toprağını bilmeyen, göğü de tanımaz. Atanın kanıyla, ananın duasıyla yoğrulmuşsun; onların izini silersen, kendi yolunu da kaybedersin.
Edebiyat